Anasayfa Genel Ekonomi Spor Sağlık Kültür/Sanat Eğitim Resmi İlanlar Seri İlanlar İletişim

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 

   
   
GES İLE 4 AYDIR FATURA DERDİ YOK !

       Zile'de Dutlupınar Mahallesi Latif Topçu Sokak N. 6 (Saray Sineması karşısı) Zile adresinde  faaliyet gösteren güneş paneli firması Akarsu Enerji sahibi Emre AKARSU, Serbest Mali Müşavir Hüseyin AKDİŞ’e ait 3kwatt gücündeki AKDİŞ güneş enerji santralinin eylül ayında 250TL olan faturasını sıfırladığını ve üstüne tüketimin fazlası olan elektriği dağıtım şirketine satıp 100TL ödeme alarak toplam 350TL kazanç sağladığını belirtti. Projede 12 adet 290wattMonokristal güneş paneli ve 1 adet Huawei marka invertör kullandıklarını belirten Akarsu, sistemin verimli çalışması için pek çok noktaya mühendislik gerektiren bilgiyle yaklaştıklarını ve santralin kış aylarında bile kendi ihtiyacından fazlasını ürettiğini belirtti. Müstakil ev veya iş yerlerinin çatılarına kurulacak 10 kilowattlık bir güneş enerjisi santrali (GES) ile aylık 1200 liraya kadar gelir elde etme imkânı bulunduğunu bildirdi. İnsanların çatılarındaki boş metrekareleri güneş panelleriyle değerlendirip hem elektrik faturası ödemekten kurtulabileceklerini hem de ihtiyaç fazlası elektriği dağıtım şirketine satarak gelir elde edebileceklerini ifade eden Akarsu, bununla ilgili tüm işlemlerin kendilerince yapıldığını dile getirdi. Çatılardaki GES'lerle üretilen elektrikle, elektriğe gelen zamlardan da kurtulmuş olunacağına dikkati çeken Akarsu, "Yapmış olduğumuz çalışmalara göre şu anda 150 metrekarelik müstakil bir evin elektrik faturası aylık 300-500 lira arasında değişiyor. 10 kilovatlık bir GES şu anda aylık 900-1200 lira arasında bir getiri sağlıyor. Yani 10 kilowattlık GES'e yatırım yapan bir yatırımcı aylık 400 liralık elektrik faturası mahsuplaşacağı gibi 600 liralık kısmı da aylık gelir olarak elde edecek. Ticarethaneler ise sözleşme gücü kadar kurabilecek." diye konuştu. Akarsu, GES'lerin 10 yıl devlet garantili olduğunu da işaret ederek, "GES yatırımı yapan yatırımcının kiracı bulmak, kullanımdan dolayı tadilat masrafları gibi bir derdi de olmuyor. Para kazanmanız için ihtiyacınız olan tek şey güneşin doğması." dedi.   AKÜLÜ SİSTEM İLE 220VOLT ELEKTRİK. Elektrik aboneliği alınamayan veya direk dikim maliyetinin yüksek olduğu yerler için ise 220Volt elektriği kullanabilmeleri için invertör ve akü ile akıllı sistem kurduklarını belirtti. SULAMA SİSTEMLERİ İLE DALGIÇ POMPALAR ÇALIŞIYOR Sulama sistemleri için ise akü olmadan dalgıç pompayı gücüne göre 1,5kwatt’tan 280kwatt’a kadar güneş paneli sistemi ile çalıştırdıklarını ifade eden Akarsu müstakil evi, fabrikası, petrol ofis işletmesi, soğuk hava deposu, bağ evi ve diğer güneş enerji sistemi yaptırmayı düşünen yatırımcıları kendileriyle görüşmek üzere ofisine davet ediyor. dini sohbet   Elektrik Mühendisi olan iki kardeş Emre Akarsu ve Sadık AKARSU’ya projelerinde kolaylıklar diliyoruz.

  

   
   
ZİLE DE KORONA VİRÜSÜ DENETİMİ

       İlçemiz Kaymakamı Mehmet Ali Akyüz, Zile Belediye Başkanı Şükrü Sargın ve İlçe Emniyet Müdürü Erden Uzun, yurt genelinde eş zamanlı olarak gerçekleştirilen korona virüsü denetimleri kapsamında Zile'de denetimler yaptılar.        Jandarma, emniyet, zabıta, ilçe tarım ve ilçe sağlık müdürlüğü ekiplerince, sabahın erken saatlerinden itibaren başlayan denetimlerde; hijyen, maske ve sosyal mesafe kurallarına ilişkin vatandaşlar, kurallara uyulması konusunda uyarıldı.        Kaymakam Akyüz, Belediye Başkanı Sargın ve Emniyet Müdürü Uzun'da, esnaflar ve vatandaşlarla sosyal mesafe kurallarına göre sohbet ederek, kurallara uymanın önemine dikkat çektiler. dini sohbet        Zile Belediye Başkanı Şükrü Sargın, açıklamasında "Bu illeti hep birlikte kurallara riayet ederek yeneceğiz. Bugün vatandaşımıza konunun önemini bir kez daha anlatıp, farkındalık oluşturmaya çalıştık. Her bir vatandaşımızın maske ve sosyal mesafe kurallarına uymasını istiyoruz; çünkü bir kısım kurallara uymadığımız zaman risk ortaya çıkıyor. Hepimiz tedbirlerimizi en üst seviyede almaya devam edersek, korona virüsle mücadelede o denli başarılı oluruz." dedi.

  

   
   
ZİLE KÜLTÜRÜNE ŞİMDİYE KADAR NE YAPTIK NELER YAPABİLİRİZ

Tarihini bilmediğimiz zamanlarda Zile Kültürünün yüz akı olan Talibî, Ceyhunî, Cahit Öztelli  gibi bazı  şahsiyetlerin adlarının bazı cadde ve sokaklara verildiğini taktirle karşılıyor ve unutulmasını önledikleri için geçmişteki yöneticileri şükranla anarken, yakın dönemde Zile’nin bağrında yetişip Anadolu hatta dünya çapında üne sahip olan sanatçı ve bilim adamlarımızın adlarının hiçbir yere verilmeyişini, kalıcılığının sağlanmayışını, unutulmanın kıskacına bırakılışını;  Cahit Külebi, Mustafa Necati Sepetçioğlu,  Mehmet Yardımcı, Sadık Doğanay, Fikret Tarhan, Necati Akyunak, Cahit Koççoban, Eminî Düştü gibi Zile’yi çeşitli platformlarda su yüzüne çıkarmış şahsiyetler için hiçbir şey yapılmayışını  üzüntü ile görmekteyiz.             Bu şahsiyetlerden Çeltek’te doğan Cahit Külebi, Cumhuriyet Dönemi Türk Şiirinin en önemli şairi olup şiirleri dünyanın bütün dillerine çevrilirken, kısa bir süre oturduğu Bodrum’da bir caddeye adı verilirken, Ankara Milli Kütüphane önüne heykeli dikilirken  ve Niksarlıların sahip çıkıp naşını Ankara’dan Niksar’a getirip Anıt Mezar yaparken Zile’de doğan, İstiklal İlkokulunun yakınında bir evde oturdukları için  o dönem İnas Mektebi de denen  Dutlupınar ana mektebi’nde  Anaokuluna gidip okul hayatına Numune-i Terakki’de  yani Zile İstiklal ilkokulunda başlayıp aynı yıl Nüfus memuru olan babasının Artova’ya atanması ile birinci sınıfta iken Artova’ya giden Cahit Külebi yaşamı boyunca Zile’yi unutmamış, yapılan röportajlarda  Zile’yi anlatmıştır. Külebi için Hükümet Binası önündeki park alanında Cahit Koççoban’ın yaptığı Cahit Külebi çeşmesinden ismi de yok edilmiştir.               Cahit Külebi için doğduğu Çeltek Köyüne giden yolun adı Cahit Külebi Caddesi olarak değiştirilebilir ya da İstiklal İlkokulu yakınlarında bir cadde ya da sokağa Külebi’nin adı verilebilir.  Açılacak bir okula adının verilmesi de şık olur. dini sohbet Türk romancılığının en önde gelenlerinden, romanlarında Zile kent kültürünü nakış nakış işleyen Mustafa Necati Sepetçioğlu’nun büyüdüğü evin kamulaştırılıp müze haline getirilmesi  gerekirken hiçbir şeyin yapılmayışının yanında ulusal düzeyde yapılan Sepetçioğlu roman  Yarışmasının  da iptal edilişi büyük bir üzüntü yaratmıştır. Zamanını bilime ve halk kültürü araştırmalarına veren, Türkiye genelinde edebiyat dergilerinde yüzlerce şiiri yayımlanmış olan, çalışmalarının  önemli bir bölümünü memleketi Zile'ye adayan, Zileli Şairler hakkında kitaplar yayımlayan, Zile Kültür değerleri açısından çok önemli olan ve dört defa yapılan Tarihi ve Kültürüyle Zile Sempozyumları dışında,  büyük bir özveriyle, Zile Kültür Sanat Dergisi'nin yayımıyla uğraşan Mehmet Yardımcı için, Zile Belediye başkanı sayın Lütfi Vidinel'in  yerinde bir kararla;  televizyonda (TRT Belgesel: 14. 06. 2011   Canlı Yayınlar Odası Programı 50. Sanat Yılında Mehmet Yardımcı), Kızılcahamam Zileliler Kurultayında  ve  II. Zile Sempozyumu değerlendirme oturumunda (9 Ekim 2011)  Zile'de yapılması planlanan kültür merkezine Mehmet Yardımcı Kültür Merkezi adının verileceğini açıklaması yerinde bir karar olmuştu. Bu güne kadar gerçekleşmeyen bu asil davranış için bizim önerimiz doğduğu  Alacamescit Zir Mahallesindeki  evinin aşağı köşesinden başlayıp  Alacamescit’e kadar olan Necmi Muammer Caddesi’nin adının MEHMET YARDIMCI CADDESİ olarak değiştirilmesidir. Çünkü,  Zile’de zaten Necmi Muammer İlkokulu bulunmaktadır. Aynı adla yeni bir cadde adına gerek yoktur. Necmi ve Muammer Bey’ler Zileli de değildir. Görevleri gereği Kışla Mahallesinde Lütfi Işık’ın dedesinin evini kiralayıp devlet parası ile kiralanan bir binada ilkokul açmışlar ve okula adlarını vermişlerdir. Zile kültürünün  canlanmasına büyük katkı koyan,  bir ilçede Türkiye genelinde ses getiren Çağıltı adlı Kültür Sanat Dergisini yayımlayan, Zile Kültür Derneğini kurup  gençleri sokaktan çekip dernek bünyesindeki etkinliklere katarak oluşturduğu korolarla Tuğrul Mumcu gibi ses sanatçılarının yetişmesine neden olan, yaşı 40 ve 75 arasında olup ortaokulu Zile’de okuyan herkesin gönlünde taht kuran öğretmen ressam Fikret Tarhan’ın adının bir sokağa verilmesi kimi rahatsız der ki?  Her gün çeşitli radyo ve televizyonlarda türkülerini dinlediğimiz Sadık Doğanay için Boğazkesen’de kaleye çıkan yolun karşısındaki üçgen biçiminde  olan küçük parka heykelinin yapılması, köşedeki eskiden Boğazkesen Âşıklar Kahvesi olan kahvenin yine Âşıklar Kahvesi olarak düzenlenip  Zile Âşıklık Geleneğinin canlanması sağlanamaz mı? Dünya çapında heykeltıraş olan Cahit  Koççoban’ın, ünü uluslararası boyuta ulaşmış ressam Necati Akyunak’ın, Devlet Sanatçılığı ünvanını kazanan Âşık Eminî Düştü’nün adları birer sokağa verilerek değerlendirilemez mi? Zile Kültür kentidir, bu kentli olup bu kentin kültürüne katkı koyanları taktir etmek gerekir, ne yazık ki Zileli olarak yapamadıklarımızı başka kentler memleketlerine mal ederek elimizdeki değerlerin başka kentlere yamanmasına neden olmaktadırlar. Zileli olan Şeyh Şemseddin’e Sivaslılar sahip çıkıp kentleriyle özleştirdiler, Niksarlılar Cahit Külebi’ye sahip çıktılar, Hekimhanlılar, Hekimhan Folkloru ve Hekimhanlı Esirî kitapları nedeniyle  Mehmet Yardımcı’ya Hekimhan’da konferanslar verdirip  Fahri hemşehri yaptılar. Çorumlular,  Çorum’da vefat eden Zileli Ceyhunî’yi   Çorum’a mal etme çabasındalar. Bizlerinse bu karar vefasızlığımıza şaşırmamak elde değil. Yarınlarda çocuklarımız ve torunlarımıza Zile Kültür Kenti dedirtecek kalıcı izler bırakmamız gerektiğine inanıyorum. Zile Kültürüne şimdiye kadar ne yaptık deyip, yapabileceklerimizi planlayıp yerine getirmeliyiz

  

   
   
Evde tıraş hizmeti devam ediyor

       Zile Belediyesi, sosyal sorumluluk projesi kapsamında yaşlı ve evden çıkamayan yatalak hastalar için başlattığı evde tıraş hizmetini, pandemi kurallarına dikkat ederek devam ettiriyor. Vatandaştan gelen talep doğrultusunda evlere giden Zile Belediyesinde görevli erkek kuaförü, yaşlı ve yatalak hasta durumundaki vatandaşların saç ve sakal tıraşını ücretsiz olarak pandemi kurallarına dikkat ederek yapıyor. Yaşı ve rahatsızlığı nedeniyle evlerinden çıkamayan insanların mağdur edilmediğini belirten Zile Belediye Başkanı Şükrü Sargın, "Belediyemiz tarafından yürüttüğümüz bu çalışma ile eve bağımlı yatalak hasta ve yaşlı vatandaşlarımızın evine giderek ücretsiz saç sakal tıraşı hizmeti veriyoruz. Bu işin eğitimini almış profesyonel ekibimiz gelen talep doğrultusunda evde tıraş hizmetini sürdürecek." dedi. dini sohbet

  

   
   
T.C. ZİLE KAYMAKAMLIĞI İlçe Hukuk İşleri Şefliği

20 Aralık 2013 tarih ve 28857 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Valilik ve Kaymakamlık Birimleri Teşkilat, Görev ve Çalışma Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2.maddesi ile 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Yer ve Güzergahları başlıklı 6.maddesi ve Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 3.maddesi  gereğince Toplantı ve Gösteri Yürüyüşlerinin yapılacağı meydan ve yerler;          TOPLANTI VE GÖSTERİ YÜRÜYÜŞLERİ GÜZERGAHI:         1-) TOPLANMA YERLERİ:         1-  Stadyum önü boş alan toplanma yeri,          2-  Zile Öğretmen Evi yan tarafında bulunan park alanı ve boş alan toplanma yeri,                 2-) YÜRÜYÜŞ GÜZERGAHLARI:         1-Stadyum önü boş alan toplanma yeri burdan başlayarak Dinçerler ve Cumhuriyet Caddelerini takiben Atatürk Parkı'na kadar yürüyüş güzergahı,         2- Zile Öğretmen Evi yan tarafında bulunan park alanı ve boş alan toplanma yeri, buradan başlayarak Sultan Ahmet Caddesi boyunca devam eden Zümrütevler Kavşağı'na kadar yürüyüş güzergahı, Sultan Ahmet Camii önündeki Pazar alanı ve panayırın yapıldığı boş alan açık hava toplantısı yapılacak yer olarak tespit edilmiştir.          3-)TOPLANTI  (MİTİNG) ALANLARI:         1- Cumhuriyet Caddesi Atatürk Parkı önü (Kınalı Ali Parkı ve Aşıklar Parkı arasında kalan yer),          2- Sultanahmet Cami Önü ( Pazar alanı ve panayırın yapıldığı boş alan) Miting alanı olarak tespit edilmiştir.          4-) DAĞILMA NOKTALARI:                 1- Atatürk Parkından, Cumhuriyet Caddesi, Dinçerler Caddesi İstikametine doğru         2- Sultanahmet Camii önündeki pazar alanı ve panayırın yapıldığı boş alandan Zümrütevler kavşağı, Sultan Ahmet Caddesi, Öğretmenevi istikametine doğru                 1 NOLU ALTERNATİF TOPLANTI VE GÖSTERİ YÜRÜYÜŞ GÜZERGAHI:         1-) TOPLANMA YERLERİ:         Stadyum önü boş alan toplanma yeri.                2-) YÜRÜYÜŞ GÜZERGAHI:         Stadyum önü boş alan toplanma yerinden başlayarak Dinçerler ve Cumhuriyet Caddelerini takiben Atatürk Parkı'na kadar yürüyüş güzergahı.         3-)TOPLANTI  (MİTİNG) ALANI:          Cumhuriyet Caddesi Atatürk Parkı önü (Kınalı Ali Parkı ve Aşıklar Parkı arasında kalan yer)         4-) DAĞILMA NOKTALARI:          Atatürk Parkından, Cumhuriyet Caddesi, Dinçerler Caddesi İstikametine doğru          2 NOLU ALTERNATİF TOPLANTI VE GÖSTERİ YÜRÜYÜŞ GÜZERGAHI:         1-) TOPLANMA YERLERİ:         Zile Öğretmen Evi yan tarafında bulunan park alanı ve boş alan toplanma yeri.         2-) YÜRÜYÜŞ GÜZERGAHI:         Zile Öğretmen Evi yan tarafında bulunan park alanı ve boş alan toplanma yeri, buradan başlayarak Sultan Ahmet Caddesi boyunca devam eden Zümrütevler Kavşağı'na kadar yürüyüş güzergahı.          3-)TOPLANTI  (MİTİNG) ALANI:           Sultanahmet Cami Önü ( Pazar alanı ve panayırın yapıldığı boş alan) Miting alanı olarak tespit edilmiştir.          4-) DAĞILMA NOKTALARI:         Sultanahmet Camii önündeki pazar alanı ve panayırın yapıldığı boş alandan Zümrütevler kavşağı, Sultan Ahmet Caddesi, Öğretmenevi istikametine doğru.         ÇAĞRI VE PROPAGANDA AMACIYLA AFİŞ VE PANKART ASILACAK YERLER:          1-) Ticari amaçlı reklamlar haricinde. Siyasi içerikli ve toplumsal infiale yol açabilecek nitelikteki basılı ve çoğaltılmış bez, afiş, kağıt afiş vb. için Kaymakamlık Makamından önceden izin alınmasına,          2-) Alınacak izinden sonra yapıştırılabilir mahiyetteki afiş, ilan ve bildirilerin çevre kirliliğine meydan vermemek için ilçemizin  muhtelif yerlerinde bulunan billboard panolarına ilgili şirket elemanlarınca asılmasına veya Belediye ve İtfaiye Müdürlüğünce asılmasına,           3-) Bez afişlerin alınacak izinden sonra, İlçemizin ana caddelerinde ve muhtelif yerlerde bulunan galvaniz boru aydınlatma direkleri bez afiş ve pankart direklerine, Belediye ve itfaiye Müdürlüğünce asılmasına,          4-) Belirtilen yerler haricinde gelişigüzel yerlere, duvarlara ve direklere asılmamasına ve yapıştırılmamasına;  dini sohbet         Açık ve kapalı toplantılarıyla ilgili olarak huzurlu ve güvenli ortamda yapılmasını sağlamak amacıyla gerekli her türlü güvenlik tedbirlerinin önceden bir plan dahilinde alınacak ve İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğünce yayımlanan "Genel Emir ve Talimatlara"  titizlikle uyularak herhangi bir aksaklığa meydan verilmeyecektir.           Günün şartları göz önüne alınarak toplantı ve gösteri yürüyüşü ve yer güzergah ve alternatif güzergahlar, çağrı ve propaganda amacıyla afiş ve pankart asılacak yerler incelenmiş olup, kullanılmakta olan mevcut güzergah ve yerlerin yapılan değişiklikler çerçevesinde devamına karar verilmiştir.   

  

   
   
25 KURUŞ

Annemin vefatından sonra evde bir poşette 1960'lı yıllardan 2000'li yıllara kadar epeyce madeni paralar çıktı. Annemin böyle bir para biriktirdiğini bilmiyordum. Hiç bahsetmemişti. Tam bir süpriz oldu. Kuruşlardan, 10.000 liraya kadar olan madeni paralar.... Çoğunu unutmuşum. İçlerinden 1960'lı yıllara ait gümüş renkli 25 kuruş çıktı. bu 25 kuruş benim için özel bir paraydı. Nasıl mı?...   1960'ların başında okul çağımız gelmesi sebebiyle Anamın, Babamın, Dayımın kararlı tutumları sonucunda Zile'ye taşındıktan sonra gittiğim okul... . Çocuk hafızamla o günleri hatırlıyorum. Okumak için geldik... Annem Zileli olmasına rağmen uyum sağlamak zor oldu mu hatırlamıyorum... 1962, Atatürk İlkokulu'nda 1. sınıftan (o zaman mini mini birler sözü yoktu) 2. sınıfa geçtiğimiz yaz… karnelerimizi aldık. Zile'de adet olduğu veçhile yaz tatilinde Annemin hala (yeni nesile göre teyze) kızının kocası Enfiyecioğlu Ustaya semerci çırağı olarak verildim. Hatırlarsınız, Amasya Caddesi'nden Ulucami'ye doğru gelip sol koldaki Ulaş Sineması'na doğru döndüğünüzde,(Boğazkesen'e doğru )sinemanın hemen yanındaki köşe dükkan... Arkasında sinemanın yan tarafında hızarhane vardı. dini sohbet Sabah erkenden kendim mi geldim, biri mi getirdi?Bilmiyorum ama işe başladık. Enfiyecioğlu Usta, sert mizaçlı, az konuşan biriydi. İçi su dolu bir leğen veya bakır helki mi teneke helki mi öyle bir helkiye gönleri (deri)ıslamam en büyük işim idi. Onun dışında erken gelip dükkanı ve önünü süpürmek, arka taraftaki hızarhanenin yanındaki çöplüğe çöp dökmek, Yine Amasya Caddesi ile dükkanın yanından geçen sokağın birleştiği çataldaki Körhüseyin çeşmesinden su getirmek, çay söylemek mutad işlerimdi. Arada bir Ustanın aldığı erzakları Alacamescit Mahallesindeki Ustanın evine FehmiyeHalam'a bırakmak da aslı görevim idi. Bu eve gitmelerimde Halam, yani annemin halasının kızı bana, evden kiraz, elma. dut gibi mevsim meyvelerinden veya badem, ceviz gibi kuruyemişler vermesi de bir çocuk için eve gidip gelmeyi teşvik eden bir primdi.... dini sohbet             Altı gün böyle geçti. Cumartesi akşam oldu, hava karardı. Sokak lambaları yandı. Usta daha dükkanı kapatmamıştı. Neyse Usta işini bitirdi. Dükkanın tahta kepenklerini kapattık. Usta cebinden bir gümüş renkli 25 kuruş çıkarıp haftalık olarak verdi... Hayatta kazandığım ilk para idi...O zaman bir sarı 25, bir de gümüş renkli 25 kuruş vardı. Ama gümüş renkli 25 kuruş daha albeniliydi bilirsiniz..Avucumun içinde sıkıca tutup elimi cebime soktuktan sonra Ulaş Sineması'nın önünden Amasya Caddesi'ne çıkıp kuzeye eve doğru yöneldim... Cadde ışıl ışıldı. Çocuk olduğumuz için gece hiç sokağa çıkarmazlardı. Işıl ışıl lambaların büyüsüne kapılmış bir vaziyette iki elim cebimde, bir avucumda da gümüş 25 kuruş, başım yukarılarda, gözlerim elektrik lambalarında mutlu bir şekilde eve gelişim halâ hafızamda.. .       Annemin bıraktığı 25 kuruşlardan biri bunları hatırlattı bana... (Anama ve Ustama rahmet diliyorum) Aradan 55 yıl geçse de bazı anılar, duygular unutulmuyor... Ne zamana kadar?... Yüce Mevlâm bilir...

  

   
   
YEMEN DE ZİLE REDİF TABURLARI (Şol Yemen de Can Verenler)

Çocukluğumuzda Yemen türküleri duyardık. Bilmezdik hangi acıların, hasretlerin yoğurduğunu bu türküleri. Yıllarca umutsuzca beklenenlerin, dönmeyenlerin türkülerini. Araştırmamızda gördük ki bu Yemen türkülerinin kahramanları arasında Zileli delikanlılar da varmış. Hayatının baharında savaşlarda, Yemen dağlarında hastalıklara, arkadan vurulmaya, sıtmaya, sıcağa, soğuğa kurban giden, arkada gözü yaşlı ana, baba, yavuklu, eş, bacı ve kardeş bırakan Mehmetler, Ahmetler, Mustafalar, Hüseyinler. Hudeyde’ye gelen vapurlar güvenlik sebebiyle askerleri kıyıya çıkaramaz, gemilerde bekletilirler. Çünkü garnizon, askeri tesis yoktur orada. Pek çok genç hayatını kaybeder Kızıldeniz’in nemli havasında bu bekleyişlerde… dini sohbet 1905 yılında isyan eden İmam Yahya Sana’yı kuşatır. Sana'ya erzak getirilememiş; asker ve subaylara günde iki ekmek verilirken bu miktar günde bir ekmeğe inmiş, nihayet subay ve askerlere ekmek de verilemez olmuştur. Bahçelerde yetişen patates ve havuçlar tükenmiş; çarşıda kuru üzüm kalmamış, asker içinde açlıktan ölümler başlamıştır. 8 yıldır terhisleri unutulan Yanya Taburu’nun isyan etmesi üzerine terhisleri yapılır. (Dile kolay 8 yıl unutulan terhis…) Vali Tevfik Paşa’nın İmam Yahya’ya Sana’yı teslim etmesi İstanbul’da gurur meseli olmuş 114 tabur kuvvet hazırlanarak Ahmet Fevzi Paşa’nın Sana’yı kuşatıp alması üzerine İmam Yahya Şehare’ye çekilmiştir. Zamanın Padişahının İmam Yahya’nın yakalanması talimatı üzerine Ahmet Fevzi Paşa’nın çektiği “İmam Yahya Kasımpaşa imamı değildir” mealindeki askeri literatüre geçen telgrafına rağmen Padişahın ısrarı üzerine Şehare’yeharekat düzenlenmiştir. Yapılan çarpışmalarda Usman Vadisinden sel yerine kan akmış; bu olay “Şehare felâketi” adıyla anılmıştır. Şehare'nin dağlık ve sarp arazilerinde çok kayıplar verilmesi üzerine Ocak 1906’da Sana’ya çekilmiştir. (Murat Cebecioğlu) Altı bin asker bir ayda iki bin askere düşer. Gemiler Hubeyde’ye askerleri çıkarır, Sana’ya beş günde varılır. Süveyş Kanalı’nın açıldığı 1869 tarihinden sonraki kırk beş sene zarfında Yemen’e bir milyon vatan evladı gömülmüştür. Zeki Ehiloğlu şöyle anlatır duygularını: “Yemen’i en son terk eden Türkler bizlerdik. Yüreğim burkuluyor, belleğim sarsılıyordu. 1919’da Türk Ordusu’nun son kafilesi Yemen’i bırakırken oradaki şehitlerin “Nereye gidiyorsunuz bizi unutacak mısınız?” diye seslerini işitir gibi ruhumu saran hisler altında mübarek şehitlerin yattığı topraklara bastıkça büyük bir günah işlemiş gibi irkiliyordum.” Yemen’e gidişte o Anadolu insanı sezgisini, öngörüsünü yanık türkülerde getirir dile;   Açılan bayrağı gelin mi sandın Çalınan davulu düğün mü sandın Yemen’e gideni gelir mi sandın   Yemen’de şehit olan Anadolu evlatlarının arkasından yükselir feryatlar;   Kışlanın önünde redif sesi var Bakın çantasına acep nesi var Bir çüt (çift) kundurası bir de fesi var.   Bir çift kundurası ve fesinin yanında, Anadolu’da, vatanında bıraktığı sılasının, köyünün, yuvasının, sevdiklerinin hayali vardı şehadet şerbetini içtiği anda… Çocukluğunu yaşayamadan, Zile’nin bağlarında, köylerinde, yaylalarında, tepelerinde gezemeden, delikanlılığına doyamadan cephelere giden Zile’nin gençleri, delikanlıları, askerden döner dönmez de; 1890’larda Zile-Samsun arası yaya, Samsun-İstanbul-Ege-Akdeniz-Kızıldeniz gemi ile Hudeyde’de ve 1905 yılında ise Zile-Ankara yaya, Ankara-İzmir Şimendifer, İzmir- Ege-Akdeniz-Kızıldeniz gemi ile Hudeyde Limanı ve Sana’da, Yemen Dağları’ında bulurlar kendilerini… Arkalarında gözü yaşlı analar, bacılar, yavuklular bırakarak. Aynı analar, bacılar, yavuklular türküler yakar dönmeyen civanlara, can oğullara, şehitlere… Divriği’den Yemen’e giden Mehrali Bey için şu dizeler söylenmiştir;   Yemen’e de benim ağam Yemen’e Endi mola Mehrali Bey Yemen’e Kurdu mola çadırları çimene Oğul köz düştüğü yeri yakar kime ne.   Yemen’e indi o delikanlılar indi de, çadırlarını yeşil çimenlere değil, 2250 rakımlı Yemen dağlarında, sarp yamaçlara kurdular; ihanet edenlerin toplarına, kurşunlarına karşı. Türkülere adını veren “Hus” yani ‘Huş’ Sana-Şehare yolunun doğu tarafındadır. Bekli de Hus’ta nöbet bekleyen askerimizin, muhabereye giden arkadaşlarının dönmemesi üzerine yakmıştır bu türküyü, belki de memleketine dönemeyeceğini bildiği için…   Havada bulut yok bu ne dumandır Mehlede ölüm yok bu ne figandır Şu Yemen illeri ne de yamandır. Burası Huş’tur, yolu yokuştur Giden gelmiyor, acep ne iştir.   Yemen dağlarında, Şehare’de, Usman vadisinde sel yerine kanın aktığı cehennem günlerinde, eşkıya baskınından kurtulduktan, top tüfek seslerinin ara verdiğinde, karşı tepelerin arkasında binlerce kilometre uzaktaki sılasını, sevdiklerini, gözü yaşlı bıraktığı taze gelini düşünürken endişelenmez de değildir;   Karavanam is mi tutar Martin tüfek pas mı tutar Ağlayanım anam bacım Elin kızı yas mı tutar.   Ama Anadolu kızı taze gelinler vefalıdır Yemen’e giden, gidip de dönmeyen civanına. Yüreğinde fırtınalar, derinden isyanlar duyar. Duyar duyar da türkülerde söyler isyanını;   Yemen bizim neyimize Şivan düştü evimize Bak yavrular yetim kaldı Güvenmeyin beyimize   Basma fistan kirlenirse Başta leçek düğlenirse Ya kimlere baba desin Yetim yavrum dillenirse   Günden yana soldu mola Yerde yanı oldu mola Yiğidimin ela gözünü Karıncalar oydu mola   Yemen’in, Yemen’e gidenlerin, gidip de dönmeyenlerin, Zile Redif Taburu’nun tespit edebildiğimiz acı hikayesi özetle böyle. Bu hikayenin sonunda haber mi gelir, yoksa ümitler mi kesilir yıllar sonra ama kesin olan artık Anadolu çocukları gibi bazı Zile gençler de can vermişlerdir;   Tarlalarda biter kamış Uzar gider vermez yemiş Şol Yemen’de can verenler Biri Mehmet, biri Memiş.   Kısaca Anadolu’nun genç şehit fidanlarının, Şol Yemen’de can veren Mehmetlerin, Memişlerin acı hikayesidir Yemen… Yemen’den yayan yapıldak Zile’ye dönüp de tuz ile kırmızı pul biberi karıştırıp “Yemen çökeleği” diye ekmeği ile yiyen aziz gazilerimizin hikayesidir Yemen… Nur içinde yatın Aziz Şehitlerimiz, Gazilerimiz…Biz torunlarınız bizlere duacıyız… 12 Mart 2019   (Kaynak: Bekir Altındal Yemen’de Redif Taburları 2003 isimli araştırma yazısından özetlenmiştir)

  

   
   
ELİ ÖPÜLESİ ÖĞRETMENLER

Öğretmenler günü münasebetiyle hazırladığımız Cumhuriyet Dönemi Zile kitabımızdan aziz öğretmenlerimizin hatıraları için 1920 yılından günümüze kadar öğretmen haberlerinden bir demet hazırlayıp şöyle bir gezinti yaptıralım dedik sizlere… 4.4.1920: Çorum Mebusu Zileli Abdurrahman Dursun Bey (Ankara Sultanî Mektebi Muallimi) Meclis intihap mazbatasını aldı. 10.07.1939: Banka memurlarından Hüseyin Hüsnü ve Öğretmen Lütfiye Kışlalı’nın oğulları (Ahmet Taner Kışlalı) Amasya Caddesi Sırrı Bey Sokak’taki evlerinde doğdu 23.10.1950:Zara Ortaokul öğretmenlerinden Cemal Özdemir Zile Ortaokulu’na nakledilmiştir. Ortaokul’a müdür olarak tayin edilen Hüseyin Aytuğ vazifesine başlamıştır. 11.11.1950: Ortaokul müdürlüğüne tayin olan Coşkun Ertepınar görevine başladı. 1951: Öğretmen Rahmi Dönmez’in Zile isimli kitabı yayınlandı. 07 Ocak 1960: Zile Kültür Derneği Tüzüğü yayınlandı. Kurucu öğretmenler: Fikret Tarhan, Mustafa Kundak, Kemal Tarhan, Muhittin Kılıç, İlyas Tekkökoğlu, Mahmut Sayınalp 17.04.1960: Zile Kültür Derneği kongresi yapıldı. Başkan; Fikret Tarhan 02.02.1962: Öğretmen Rifat Erkan’a meslekte kırkıncı yılı için toplantı düzenlendi 13.07.196213: Ortaokul-Lise Yaptırma Derneği Yönetim Kurulu’na öğretmenlerden Cemal Özdemir, Osman Baştopçu, Bekir Telkenar, seçilmiştir. 26.01.1966: Kültür Derneği kongresinde Öğretmen Fikret Tarhan başkanlığa seçildi. 09.08.1967: Cemal Özdemir asaleten Lise Müdürlüğü’ne atandı. 12.11.1968: Okul Müdürleri (Lise Md. Cemal Özdemir, Ortaokul Md. Lütfü Işık) geceleri talebe kontrolüne çıkmaya başlamışlardır. 06.02.1969: Lise’mizde 28 kişilik bando takımı kuruldu. Elbiselerin modeli resim öğretmeni Fikret Tarhan tarafından çizilmiş ve Terzi Osman Yoraz tarafından dikilmiş olup masraflarını Lise Derneği karşılamıştır. 18.04.1972: Hüseyin Ulus ve Süleyman Özkaleli yönetimindeki Lise gecesi başarılı geçti. Yusuf Kayabaşı’nın halay ekibi çok büyük ilgi gördü. 23.11.1973: Kız Enstitüsü Müdürlüğü’ne tekrar tayin edilen Nurten Tarhan ile Lise’ye öğretmen olarak tekrar tayin edilen Fikret Tarhan göreve başladılar. 31:11.1975: Gündoğdu Ayhan Lise, Lütfi Demirtola F. Çakmak Ortaokulu, Hüseyin Geniş Ticaret Lisesi, Fuat Başdoğan Atatürk İlkokulu, İ. Sargın H. Gazi İlkokulu müdürlüklerine atandılar. 15.08.1976: Zile’de ilk defa Alparslan Ortaokulu’nda kız basketbol takımı kuruldu. Takım Öğretmen Mehmet Karakalkan tarafından çalıştırılmaktadır. 22.01.1977: Türkiye Kros birincilikleri 1. Kategori: Mehmet Karakalkan’ınantrenörlüğünde; Alparslan Ortaokulu küçük kızlarda üçüncü, ortaokul küçük erkeklerde birinci ve ortaokul yıldız kızlarda ikinci oldu. 21.12.1979: Resim Öğretmeni hemşerimiz Fikret Tarhan Zile tebrik kartı çıkardı. 03.01.1983: Öğretmenler Semra-Yusuf Meral’n beklenen eserleri “Her Yönüyle Zile” isimli kitabı çıktı. 10.07.1984: Hemşerimiz Mehmet Yardımcı 6 Temmuz günü saat 17.05’de Türkiye Radyoları ortak yayınında Zile ve Zileli halk ozanlarını anlattı. 25.07.1985: Türkülerin Hikayesi yarışmasını kazanan hemşerimiz Mehmet Yardımcı Zile ile ilgili 3. radyo konuşmasını yaptı. Yardımcı, Hey OnbeşliOnbeşli adlı türkünün, Onbeşlilerin (1315) Zile’den seferberliğe gidişlerinin hikayesini anlattı. 09.10.1986: Mehmet Karakalkan Lise Müdürlüğü’ne atandı. 02.09.1988: Zile’de gözlerini kaybeden mimar Tekin Kireçci’nin on parmağında on marifet. Türk halk müziği öğretmenliği yapan Kireçci bağlama, ud, cümbüş, gitar ve flütü ustalıkla çalıyor. dini sohbet 22.09.2004: Öğretmenlerin örnek davranışı: Zile Melikgazi İlköğretim Okulu’nda görevli öğretmenler okulun inşaat halindeki ek binasını yeni eğitim öğretim dönemine yetiştirmek için inşaatta çalışıyor. 2016: Hüseyin Ulus Hocamızın “Ne Yazdın” isimli anı kitabı yayınlandı. Zile ve Zile Lisesi’nin bir dönümüne ışık tutan doyumsuz bir anı-belgesel kitabı… Mehmet Yardımcı Hacamın, Semra-Yusuf Meral Hocalarımın kitapları, Zile kültürünün, eğitimini taçlandıran kitaplarıda kültür hazinemizdir. (Kaynak: Cumhuriyet Dönemi Zile isimli yayınlanmamış kitabımızdan) Yukarıda bir kısmının isimlerini verdiğimiz öğretmenlerimiz aynı zamanda Zile’nin, Zile kültürünün, Zile eğitiminin, Zile sporunun ve Zile müziğine emek verenlerin isimlerinden birkaçıdır. islami sohbetler

  

   
   
ÇOCUKLUĞUMDAN BİR 23 NİSAN BAYRAMI

Okul çağına geldiğim için Anamın kararlı tutumu ile Şeyh Ahmet Tepesi’nin eteklerindeki Kepez’den Zile’ye taşındık…Kislik Mahallesi Partal Sokak’ta ev almış Dedem. Partal Sokağın çocukları ile arkadaşlık dahi kuramadan yeni açılan Atatürk İlkokulu’nda bulmuşum kendimi. “Mini mini birler” olduğumdan da haberim yok. Sınıf arkadaşlarımdan yaşça bir yaş büyük boyca da biraz daha uzun olmam sebebiyle olacak ki, (Ellerinden öptüğüm) Saadet KARTARI Hocam beni sınıf başkanı yaptı. Yaptı yaptı ama nasıl bir başkanlık yaptım? Bir-iki ay veya bir sömestri, hatırlamıyorum… Atatürk İlkokulu yeni yapılmış, İstiklâl, Necmimuammer, Sakarya ve diğer ilkokullardan naklen gelen öğrenciler ile bizim gibi iki sınıf mimi mini birlerden oluşan bir okul. Diğer okullar ne kadar yaramaz öğrenci varsa bizim okula göndermiş… Dördüncü ve Beşinci sınıflar, fizik olarak ortaokul öğrencileri gibiler. Bu öğrencilerle kim başa çıkabilir?  Tabi ki Okul müdür Asım Ozan… Müdürümüz Asım OZAN’ın mavi veya lacivert Wolkswagen halk deyimiyle kablumbağa arabası Amasya Caddesi’nden Boyuntarla’dan geçmeden sesi duyulduğunda çil yavrusu gibi sokakta görünmemeye çalışan biz öğrenciler… Nasıl korkmazsın da kaçmazsın. Asım Hoca aynı zamanda ünlü bir avcı… Öğretmenler Baba Rifat BAŞDOĞAN, Kardeşi sanatçı ruhlu Fuat BAŞDOĞAN, Bedriye IŞIK, Saadet KARTARI, Selahattin ERDEN ve 1963 yılından itbaren de Hatice HAZİNEDAROĞLu. Müstahdemimiz Kışla Mahallesi’nden Hüseyin Abi… dini sohbet Birinci sınıftamıydı..ikinci sınıftamıydı? Bilmiyorum. 23 Nisan Çocuk Bayramı yaklaştığını, Böngüldeğin suyunun çağlama sesleri arasında beşinci sınıftaki abilerimizin trampet çalışmalarından anlıyorduk. Dediler ki 23 Nisan için okul renk beğenmiş. O renk kumaş alınacak her öğrenci için dikilecek… İçimiz kıpır kıpır. Benim de o renk 23 Nisan elbisesinden olacak mı? Yokluk da var.. Ama alındı kumaşı, babam mı aldı? Öğretmen olan ve bize hep destek çıkan dayım Sait SUNA mı aldı? Kendimiz mi diktirdik yoksa okul mu diktirdi? Hatırlamıyorum… Amma hatırladığım o yılın 23 Nisan gününü iple çektiğim idi. Sabah zor oldu. Giydirdiler 23 Nisan elbisemi. Evden çıkıp Partal Sokak’tan geçip okula giderken utanıyorum., sıkılıyorum, duygular karmaşık… Öğretmenimiz Saadet KARTARI bizi sıra yaptı, Diğer sınıflar da sıra oldu. Beşinci sınıflardan oluşan trampet takımı önde, arkasında yavrukurtlar, onların arkasında mini mini birler yani bizler, Böngüldeğin suyundan atlayıp, Boyuntarla’yı, Amasya Caddesi’ni takip ederek Hükümet binasının önündeki bayram alanına geldik. Okulumuz yeni açıldığından trampet takımının önünde iri yarı bir öğrencinin tuttuğu bayrağımız, Zile Sanat Okulu ve Zile Ortaokulu’nun bayrağından bile büyük. Bayrağımızın büyüklüğü ile de ayrıca gurur duyardık. O zaman henüz Belediye Sarayı yok. Konuşmalar yapıldı, şiirler okundu, gösterileri seyrettik Neye göre belirlendiğini halâ bilmediğim bir okul sıralamasına göre resmi geçitten sonra okulumuza dönüşe başladık. O resmi geçidi sıradan bir geçit sanmayın. Lise Bando Takımı’nda iken anlamıştım. Resmi geçit dediğin, ilkokulların trampet ve yavrukurt takımları arasında; ortaokulların ve Lise ile Erkek Sanat Okulu’nun bando ve boru takımları arasındaki rekabet ve çekişme içiboy gösterilen bir törendir. Trampet-bando takım başkanları (Tandormajor idi herhalde) bütün hünerlerini gösterir, trampetlerin derileri patlatıncaya kadar vurulur, en yüksek nefesle borular öttürülürdü. Bayramlardan sonra komşumuz Dabak Eşref (ARSLANDÖL) Emmi’nin evi derisi patlamış trampetlerle dolardı. … O günden bugüne 55-56 sene geçmiş. Bu yaşa geldim, çocukluğumdan, ilkokul günlerimden hafızamda öne çıkan, o günkü duygularımdır. Cahit KÜLEBİ, çocukluğunda Zile’de babasının iki kitap getirdiği geceden bahsederken “Hayatımdaki o aydınlık geceyi unutamam” diyor. Ben de Büyük memleket Şairi’nin dediği gibi: O gece uyuyamayıp sabahı zor ettiğim, 23 Nisan’a özel dikilen elbisemi ve rengini unutmam mümkün müdür? Elbisenin rengi neydi diye soracağınızı düşünüyorum. MOR… Bugün ne zaman bir mor menekşe, sümbül, leylak veya mor renkli bir elbise görsem, bana öğrenciliğimin o aydınlık gününü hatırlatır… Hafızalarımızda kalan, bu duygular ile, o günkü harçlığımız, harçlığımızdan aldığımız horoz şekeri, macun, simit-çörek…Yok güneşte beklemişiz, yok acıkmışız, yok tuvaletimiz gelmiş, yok bilmem ne… bunların hiçbiri hatıralarımda, hafızamda yer almıyor. dini sohbet Şimdiki mini mini birler bizim 56 sene önce yaşadığımız, ileride büyüdüğünde, yaşı kemale erdiğinde anlatacağı bu duyguları yaşıyor mu? Bilmiyorum. Ancak bütün Zilelilerin önüne çıkmak, onların bakışları, alkışları destekleri, isminizi bağırması altında yürümek bambaşka bir duygudur. Yaşayan bilir.  

  

   
   
ZİLE KÜLTÜRÜNÜN YAŞAYAN EFSANESİ: MEHMET SEZEN AĞABEY

Zile’de bir markette kasiyersiniz, müşteri bir beyefendiye “Hoşgeldiniz” diyor, kartından ödemesini sağlıyorsunuz. Sabah fırından bir beyefendi sizden bir ekmek istiyor, hiçbir tepki vermeden ekmeği verip parayı alıyorsunuz… Kasaptan bağa götürmek için sipariş veriyor, “Nasıl olsun?” diyorsunuz… Velhasıl günlük hayatta Zileli bir beyefendi size de uğruyor… O’nu belki tanıyor, belki tanımıyorsunuzdur. Yine ismini biliyor veya bilmiyorsunuzdur… Ama Zileli biri olan bu beyefendiyi bizlerden farklı kılan nedir? Bilemezsiniz… İşte O Beyefendi, mütevazi kişiliği, alçakgönüllülüğü ile karşınızda duran, konuştuğunuz adam; Zile kültürünün yaşayan efsanesi Mehmet SEZEN Ağabey’dir! … Hep deriz, hepimiz deriz: Zile bir kültür şehridir… Amenna… Zile durup dururken mi bir kültür şehri oldu? Hayır… Asırların birikimi imbikten süzüle süzüle Zile’yi bir kültür şehri yaptı. Bunda Zile’nin yetiştirdiği evlatlarının büyük payı oldu… Çok geçmişe gitmeyeceğiz. Birkaç örnek verecek olursak, Zile kültürünün altın adamlarından Mustafa Necati SEPETÇİOĞLU 23 yaşında, geleceğin büyük bir yazarı olduğunu Yeşilırmak Dergisi’ndeki yazılarından müjdeliyordu. Fikret TARHAN isimli genç bir öğretmen, Zile basınında, Zile kültüründe sahne aldığı zamanlarda henüz 27 yaşındaydı. Fikret Tarhan ile birlikte Zile kültürüne imza atmaya hazırlanan Mehmet SEZEN, Zile’nin elektrikle üretim yapması için çırpınırken henüz 25 yaşındaydı… 1960’lı yılların henüz başında Kaymakam Hüsmen ERDOĞAN zamanında su boruları geçirmek gerekçesiyle Kale’nin doğu yönündeki Anfitiyatro’nun sahne kısmını ortaya çıkarmak için cesaretini ortaya koyduğunda ise henüz 27 yaşındaydı. Ne yazık ki bu çaba şikayetle sonuçlanır, ortaya çıkarılan sahne kısmı kapattırılır. Aradan 57 sene geçtiği halde Zileliler olarak bu kazıyı yaptıramamış, gün yüzüne çıkaramamışız… Fikret TARHAN, Mehmet SEZEN gibi o gün isimsiz, ancak Zile kültürünü zirvelere taşımak isteyen arkadaşları 1960’lı yılların başlarında Zile Kültür Derneği ve yayın organı efsane “ÇAĞILTI” ile vitrine çıktılar. Çağıltı sancılı doğsa da, Ülke genelindeki 20-30 dergi arasına girmeyi başaran bir kültür-edebiyat dergisi olarak yerini aldı. Peşinden Turizm ve Tanıtma Derneği kültürde, sanatta, müzikte, her alandaki etkinlikleri ile 1960’lı yıllara Zile kültürünün altın yılları olarak damga vurdu. Bu ekibe Hocamız Hüseyin ULUS’un da katılımı ile temsiller, konserler, etkinlikler aldı başını gitti. Derken yine Zile’nin efsanelerinden Zile Lisesi Radyosu’nun faaliyete geçmesinde Rahmetli Müdür Cemal ÖZDEMİR ile Mehmet SEZEN Ağabey’in emekleri, alın terleri vardı. İlk kiraz seyrini organize eden ekip de  Zile’nin bu kültürüne gönül ve emek veren gönüllüleriydi. Düşünebiliyor musunuz? Karadini’de Kiraz Bayramı etkinliklerinde, güneş altında Mehmet SEZEN, Fikret TARHAN teyp bantları ile röportaj yapıyorlar, araba ile bu bantlar Lise binasına ulaştırılıyor, Hüseyin ULUS Hocamız canlı yayın olarak yayınlıyor…O günkü imkansızlıklarda bu başarıya efsane denmez de ne denir? Yine bugünlere kadar gelen 1968 yılı kiraz bayramı ve Zile görüntülerinin arkasındaki imza Mehmet SEZEN’dir. O günlerdeki bu üstün teknolojik başarı, bırakın değme ilçelere,illere  bile nasip olmamıştır. dini sohbet 12 Eylül öncesinin Zile’deki karanlık günlerini aydınlatan bir bayram tebrik kartı/kartpostalı, Fikret Tarhan Hocamın fırçasından çıkmıştır. Fikret TARHAN resim öğretmeni, aynı zamanda ressamdır. Mehmet SEZEN Ağabey’de resimde hayli iddialıdır. Resmin yanında belki de Zile’nin ilk ve son karikatüristidir. Çağıltı’da yayınlanan “İçerde Zileli-Dışarda Zileli” karikatürü de efsaneler arasında yer almıştır. Zile’de ilk yapılan balolarda yer alan orkestrada da Mehmet SEZEN Ağabey’i görüyoruz. Zile kültürüne yönelik bu büyük başarılara imza atan iki mütevazi arkadaşı o günlerde, o çok sevdikleri Dereboğazı’nın Bülbül Yuvası’nda arabanın teybinde Fikret TARHAN Hocanın kendi sesinden okuduğu şiirleri dinlerken; “Artık Zile’deyim yeşil vadilerimin olsa da hepsi çorak İstemem ormanını başkasının, bana yeter kirazımdaki tek yaprak” mısraları gelince Zile için yaptıkları fedakârlıklar, hizmetler, uykusuz geceler eminim ki  akıllarına gelmiştir. Mehmet SEZEN Ağabey’in bu kültür çalışmaları, Aralık 2011 tarihinde TRT Türk Televizyonunda “Yaşayan Bellek” belgeselinde yer alarak emekleri taçlanmıştır. Yıllardır Zile’de, evi ile Dereboğazı’ndaki bağında tabiat içinde, tabiatla başbaşa hayatını sürdürmektedir. Sizlere, Zile kültürüne damga vurmuş, ismini yazdırmış yaşayan bir büyüğümüzü tanıtmaya çalıştık bu satırlarda. Tam da anlatabildik sayılmaz. Yukarıda belirttiğimiz çalışmaları dikkate aldığımızda, Cumhuriyet Dönemi Zile ismi ile çıkaracağımız kitabımıza Mehmet SEZEN Ağabey’in özgeçmişini, Kültür mü? Müzik mi? Şiir mi? Resim mi? Karikatür mü? Yazar mı? hangi bölüme alacağımıza karar veremedik. Ancak hepsini de hak ediyor Mehmet Ağabey. Zira Zile’ye bir Mehmet SEZEN daha gelmeyecek… Zile kültürü sizlerle taçlandı, zirvelere çıktı, yerleriniz doldurulamadı… … Şahsım olarak 1991 yılında Zile ile ilgili araştırma çalışmalarına başlayan birisi olarak, Zile kültürüne hizmet etmiş pek çok büyüğümü tanıdım. Onlarla görüşmelerim oldu. Bazılarını tanıyordum. Fikret TARHAN Lise’de Hocamızdı. Bu büyüklerimizden Müftü Arif KILIÇ, Mustafa Necati SEPETÇİOĞLU, Cahit ÖZTELLİ, Burhan Cahit BÜYÜKİSPİR, Rahmi DÖNMEZ, Ali KOÇÇOBAN, Hüseyin HOŞCAN, Ahmet Fikret TEKE, Gündüz BÖKE, Kemal TARHAN, Kemal TÜRKER, Tuğrul MUMCU, Fuat BAŞDOĞAN, Asım OZAN, İsmail OZUS, İlyas TEKKÖKOĞLU, Turgut YILDIRIM, İbrahim AKSOY, Muammer ŞENÇALAR, Ömer ALTINSOY, Hasan ŞENDOĞDU, M. Ufuk MİSTEPE aramızdan ayrıldılar. 1960’lı yıllarda ve sonralarında da Zile kültürüne hizmet edenlerden Mehmet SEZEN, Mümtaz Turgut TOBBAŞ, Hüseyin ULUS, Kazım KOCAMAN, Şükrü GÖKÇEK, Süleyman ÖZKALELİ, Mehmet YARDIMCI, Asım Turgut YEŞİLTAN, Faruk SANATÇI, Cahit KOÇÇOBAN, Hacı Mehmet DEMİRTOLA, Hulusi SEREZLİ, Ahmet KAĞIZMAN, Bekir AKSOY, Ahmet DİVRİKLİOĞLU, Kemal DOĞANAY, Yusuf MERAL, Semra MERAL, Tekin KİREÇCİ, Necmettin ERYILMAZ ve Mustafa AKSOY yazı, müzik ve çeşitli etkinliklerle Zile kültürüne katkıya devam ediyorlar. Mehmet Sezen Ağabeye sağlıklı nice yıllar diliyorum. Bu bağlamda, Zile kültürüne emek verenlerden; aramızdan ayrılanlara Allah’tan rahmet diler, yaşayanlara sağlıklı uzun ömürler diliyorum.

  

 
  Cami-i Kebir Mah.
 Latif Topçu Sok.No:3/A
 Zile/Tokat
 
  Tel/Fax : 0356 317 9766
 E-posta : ozhabergazetesi@hotmail.com
 bilgi@gazeteozhaber.com
Ziyaretçi Sayısı
1240300
Web Tasarım Vur@l Yazılım