ZİLELİ İKİ ŞAİR CAHİT KÜLEBİ ve MEHMET YARDIMCI’NIN ŞİİRLERİNDE DOĞA SEVGİSİ ve ANADOLU
Sanat, doğanın
taklidiyle başlar. Doğadaki varlıklar, nizam ve hareketlilik, diğer insanlarda
olduğu gibi sanatçıda da hayranlık uyandırır. Sanatçı, yaşadığı çevrenin
tabiatından etkilenerek kendi tabiatını, mizacını ve sanatını şekillendirir. Tabiatı
olduğu gibi taklit ederek veya dönüştürüp ona yeni bir anlam vererek sanatını
icra eden sanatçı, tabiattan ilham alır. Yeni Türk şiirinde Tanzimat
devrinde özellikle Abdülhak Hâmid, J. J. Russo’dan edindiği yeni bir tabiat
görüşünü şiire kazandırmış; tabiatın ruhunu şiire aktarmıştır. Bu görüşe göre,
âlemde büyük tabiat yani dünya ve küçük tabiat insan, iç içedir. İnsanoğlu, tabiattan,
kır yaşamından uzaklaşıp şehir hayatına yönelince, bozulmuş, suça yönelmiştir.
Bu sebeple şair, insanın doğanın içinde yaşadıkça huzur bulacağına inanmıştır. “Külbe-i
İştiyak” gibi şiirlerinde bu görüşü savunmuştur. Recaizâde Mahmud