ZİLE SAHİPSİZ Mİ?

 
8 ayda 52000 kişinin ziyaret ettiği Zile Kalesi yıkılıyor, kimse görmüyor.

Söylemeyim diyorum, içim el vermiyor.

Konu Zile Kalesi.

Geçtiğimiz günlerde kalenin batıya bakan surlarının bir bölümü yoğun yağışlar nedeniyle yıkıldı. Doğuya bakan büyük burçta ise öyle bir çatlak var ki, kolum giriyor içine. Her an uçabilir. Diğer burçların durumu da farklı değil: çatlamış, yarılmış, yıkılmak üzere.

Yıllardır yazıyorum. Fotoğraflar çekiyorum, raporluyorum. Bakanlık başta olmak üzere ilgili tüm kurumlara durumu bildiriyorum. Bu kalenin tarihini, güzelliğini, Türkiye’nin en özel kalelerinden biri olduğunu anlatıyorum. Altında evler var, surlar yıkılırsa can ve mal kaybı yaşanabilir diyorum.

Ama çıt yok.

Diyeceksiniz ki “Deprem bölgesi öncelikli, devletin imkânları kısıtlı.” Tamam, güzel diyorsunuz. Ama Tokat Kalesi’ne, Niksar Kalesi’ne her yıl harcanan paraları ben biliyorum. Bitmedi gitti.

Kaç kişi Tokat Kalesi’ne çıktı Allah aşkına? Kırk yıllık kültürcüyüm, ben çıkmadım. Sizin de çıktığınızı sanmıyorum.

Sağ olsun, şimdiki Van Valisi, eski Tokat Valisi Ozan Balcı çevre düzenleme projemize ve müzemize destek verdi. Belediyemizin öncülüğünde toparladık, derledik. Ama Zile Kalesi hâlâ sahipsiz.

Zile Kalesi’nin özelliğini, güzelliğini, ulaşım kolaylığını hepiniz biliyorsunuz.

Çarşıya iki adım. Yeşil seyrangah. Şehri panoramik görüyor. Üstelik dünyanın en önemli savaşlarından birine ev sahipliği yapmış.

Ama 2026 ödeneğinde yine Zile Kalesi yok. Neyse ki tiyatro kazısı ve çıkan muhteşem mozaikler kaleyi gündemde tutuyor.

Ey yetkililer! Bu surlar yıkılırsa ve Allah korusun birilerinin canına mal olursa, bu yazım ihbar kabul edilsin.

Ah sahipsiz Zilem, ah...

Lütfen bu meseleyi siyasallaştırmayın. Eskiden de aynıydı, şimdi de farklı değil. Necmettin Eryılmaz