Ankara AZAFLI Kültür Derneği konferans salonunda düzenlenen gecede, Tokat Milletvekili Kadim Durmaz’ın, Dr. Mehmet Yardımcı’nın 80.yaş etkinliğinde yaptığı konuşma:

 

Ankara AZAFLI Kültür Derneği konferans salonunda düzenlenen gecede, Tokat Milletvekili Kadim Durmaz’ın, Dr. Mehmet Yardımcı’nın 80.yaş etkinliğinde yaptığı konuşma:

“Sevgili hemşehrilerim, hanımefendiler, beyefendiler,

Şair, halk bilimci, hocamız Dr. Mehmet Yardımcı’nın 80. yaşını kutlamak için bir aradayız. Böyle bir gecede, böyle bir insanın huzurunda konuşmak, benim için gerçekten büyük bir onur.

Mehmet Hoca’yı sadece akademik unvanıyla anmak eksik kalır. O, Anadolu’nun sözünü, türküsünü, masalını, manisini, yani bu toprakların ruhunu hayatı boyunca derleyen, yazan, anlatan; hem kürsüde hoca, hem sahada araştırmacı, hem de gönülde şair olan bir isimdir.

Tokat’ın, Zile’nin, o kadim coğrafyanın çocuğu olarak; bu toprakların sesini, kokusunu, acısını, sevincini eserlerine taşıdı. Birçoğumuzun sıradan saydığı düğünü, derneği, bayramı, köy odasını; bir bilim insanının titizliğiyle kayda geçirdi. Belki de bu yüzden hocamızın her satırında, her dizisinde hepimizin hayatından küçük bir parça buluruz.

Değerli misafirler,

Bizler hızlıca değişen, şehirlerin birbirine benzediği, sokakların sesinin kısıldığı bir çağdan geçiyoruz. Böyle zamanlarda kültürümüzü ayakta tutan en önemli kişiler; türküleri, masalları, halk inanışlarını, deyimleri, atasözlerini, kısacası halkın hafızasını kayıt altına alan isimlerdir.

İşte Dr. Mehmet Yardımcı, tam da bunu yaptı:

• Sadece kitap yazmadı, hafıza inşa etti.

• Sadece türkü derlemedi, insan hikâyelerini geleceğe emanet etti.

• Sadece öğrenciler yetiştirmedi, kendinden sonraki kuşaklara yol gösteren bir okul oldu.

Bugün burada bir 80. yaşı kutluyoruz ama aslında 80 yılın arkasındaki bir emek ömrünü selamlıyoruz.

Mehmet Hoca’nın hayatına baktığımızda, üç büyük çizgiyi çok net görüyoruz:

Birincisi; Bilim insanı kimliğiyle halk kültürüne gösterdiği saygı. O, Anadolu insanını hiçbir zaman “uzaktan inceleyen” bir araştırmacı olmadı. Kah bazen bir köy odasında âşıkların yanında oturan, bazen bir düğünde sabaha kadar not tutan, bazen de bir kahvehanede çayını yudumlarken dinlediği bir hikâyeyi defterine geçiren bir saha insanı oldu.

İkincisi; Şair kimliğiyle bu birikimi estetize etti, bize ayna tuttu. Onun dizelerinde hem Zile’nin dar sokaklarını, hem Tokat’ın yeşilini, hem de Anadolu insanının içtenliğini buluruz. Yalın, içten, yer yer hüzünlü ama hep umutlu bir dille, bu memleketin halini anlatır.

Üçüncüsü; Hoca kimliğiyle öğrencilerine, gençlere uzattığı eldir. Yıllarca üniversitelerde, farklı eğitim kurumlarında anlattıkları; sadece folklor bilgisinden ibaret olmadı. Öğrencilerine “Bu ülkenin kültürüne sahip çıkmak bir vefa borcudur.” duygusunu kazandırdı. Bugün burada bulunan birçok akademisyenimizin, araştırmacımızın, sanatçımızın hayatında Mehmet Hoca’nın izi var, bunu biliyoruz.

Az önce afişte isimlerini gördüğümüz değerli hocalarımız ve kıymetli âşıklarımız da aslında bu büyük emeğin doğal bir halkasıdır. Bilim insanlarıyla sazın sözün ustalarının aynı sahneyi paylaşması, Mehmet Hoca’nın hayatı boyunca savunduğu bir şeyin somut örneğidir:

“Akademi ile halk, kürsü ile meydan birbirinden kopuk olmamalı.”

İşte bu gece, o köprünün yeniden kurulduğu, birlikte güçlendiği bir gecedir.

Değerli misafirler,

80 yaş; bir insanın hayatında sadece takvimdeki bir rakam değildir.

80 yaş, geriye dönüp baktığınızda:

• yüzlerce öğrenciyi,

• sayısız yazıyı, kitabı,

• derlenmiş türküleri, masalları,

• kurulmuş dostlukları, yol arkadaşlıklarını,

• ve elbette ki aileyi, çocukları, torunları gördüğünüz bir eştir.

Mehmet Hoca bugün sadece kendi ömrünü değil; ailesinin, öğrencilerinin, onu sevenlerin ve halk kültürüne gönül vermiş herkesin ortak emeğini temsil ediyor. Bu yüzden bu 80. yaş, aslında hepimizin ortak sevincidir.

Buradan değerli ailesine de özellikle teşekkür etmek istiyorum. Bir insanın ömrünü bu denli yoğun kültürel ve akademik çalışmaya adaması, evde gösterilen sabır ve destek olmadan mümkün değildir.

Onların katkısı, görünmeyen ama çok kıymetli bir emektir.

Kıymetli dostlar,

Biz Tokat’ın, Zile’nin, Turhal’ın, Almus’un, Reşadiye’nin insanları olarak; türkü söylemeyi, mani yakmayı, sözün kıymetini bilen bir kültürün insanlarıyız. Bu kültürü geleceğe taşımanın en önemli yolu, bugün Mehmet Hoca’nın yaptığı gibi yazmak, derlemek, anlatmak ve öğretmekten geçiyor.

Bugün gençlere, çocuklara bakarken şunu unutmamalıyız:

Eğer onların eline sadece telefon, tablet verir; türküleri, masalları, öyküleri vermezsek, gelecek kuşaklarla geçmiş arasındaki köprü zayıflar. İşte tam bu noktada, Dr. Mehmet Yardımcı gibi isimler bize yol gösteriyor.

Onun eserleri, yalnızca bir folklor arşivi değil; aynı zamanda “Nereden geldik, kim olduğumuzu neyle anlatırız?” sorusunun da cevabıdır.

Ben, Cumhuriyet Halk Partisi Tokat Milletvekili olarak, Mehmet Hoca’mızın hemşehrisi olmaktan, aynı havayı soluduğu toprakları temsil etmekten ayrıca gurur duyduğumu ifade etmek istiyorum. Tokat’ın, Zile’nin kültürünü bilim dünyasına taşıyan her çalışma, bizim için de büyük bir iftihar vesilesidir. 

Sözlerimi tamamlarken;

• Bu anlamlı geceyi organize eden Azaflı Kültür Derneği’ne,

• Dünya Söz Akademisi’ne,

• Aşıkça Kültür ve Sanat Derneği’ne,

• Emek veren tüm dostlara,

• Değerli hocalarımıza ve sanatçılarımıza yürekten teşekkür ediyorum. Ve en başta da,  hayatını bu ülkenin halk kültürüne, türkülerine, sözlü mirasına adamış olan Dr. Mehmet Yardımcı hocamıza sağlıkla, huzurla, üretimle dolu nice yıllar diliyorum.

İyi ki doğdunuz hocam, iyi ki bu ülkenin kültür hazinesine böylesine kıymetli katkılar sundunuz.

Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Biçiminde sözlerle yüklü konuşması, TBMM’nin anı tabağı sunması;  Zile Belediye Başkanı Şükrü Sargın’ın ise Mehmet Yardımcı’nın doğduğu ilçenin Belediye Başkanı olarak özel yaptırdığı Zile röliyefini sunması gecenin güzel anlarından biri olarak dikkat çekmiştir.