Âşık Veysel’in Maşata gelişi ve Âşık Zefil Necmi Buluşması

 
Dr. Mehmet YARDIMCI

(Vefatının 53. Yılında özlemle andığımız Âşık Veysel’le ilgili 1974’te Yalınyazı (Maşat) Ortaokulu Müdürü iken Âşık Zefil Necmi üzerine araştırmalar yaparken öğrendiğim ve Derleme Notlarıma kaydettiğim, Anadolu’nun iki önemli âşığı Âşık Veysel ve Zefil Necmi buluşmasının öyküsünü iki âşığın da ruhları şad olsun diyerek paylaşıyorum.)

Atatürk’e  “Atatürk’tür Türkiyenin İhyası” Şiirini okumak için Köyden köye geçerek Ankara’ya giderken uğradığı Maşat’a (Yalınyazı köyüne) girişte ilk kapıyı çalan Âşık Veyel ve İbrahim adlı arkadaşı ev sahibine:

“Uzun Yoldan Sivas’tan geliyoruz. Yarın Ankara’ya gideceğiz.  Bir geceliğine Tanrı misafirini kabul eder misiniz.” deyince  ev sahibi mecburen buyur etmiş. Biraz hoş beşten sonra, önlerine sofrayı kurup, evde olan yemekleri önlerine koyup, bahçedeki tuvaletin yerini de söyleyip “Biz bir yere gideceğiz. Geç geliriz. Kapının sürgüsünü arkadan kapatmayın, eve girmek için sizi uyandırmayalım.” deyip gitmişler.

Maşat (Yalınyazı) bir alevi köyü olması nedeniyle o gece köyde Birlik Kurbanı ve Cem varmış. Cemde ev sahibinin durgunluğundan bir sıkıntısı olduğunu anlayan Dede:

“Senin bir sıkıntın mı var,  çok dalgın duruyorsun deyince: 

‘Dedem, buraya gelmeden az önce kapım çalındı iki Tanrı misafiri geldi. Biri omuzunda sazı görme özürlü bir kişi, diğeri de onun yol arkadaşı imiş. Mecburen eve aldım. Önlerine bir sofra kurdum, evde olan yemekleri de sofraya koyup geldim. Aklım onlarda kaldı. Onlar evde yoğurt, pilav, fasulye yerken ben burada birlik lokması yiyeceğim.”  demesi üzerine  Dede:

“Elinde saz olandan kemlik gelmez. Git evine misafirlerini getir.” deyince gidip Âşık Veysel ve arkadaşını getirmiş.

Meydan Hizmetlerine başlamadan önce kısa sohbetlerin üzerine âşıklar  bir iki deyiş söyleyip halkın birikmesini beklerken,  Dede Âşık Veysel’e “Senin de sazını dinleyelim” deyince Veysel önce  ilk öğrendiği türkü olan  Kul Abdal’ın sözleri:

 

Takdirden gelene tedbir kilinmaz

Ne kilayim care ben simden geri

Yaram turlu turlu merhem bulunmaz

İstersen merhem cal simden geri

 

Gecti gitti muhabbet cagi

İrakip bahceye kurmus otagi

Yikilsin cevresi bostani bagi

Egilsin bagina bar simden geri

 

Kul abdal'im yalan dunya vefasiz

Alemde bir yare düstüm devasiz

Sen bana yar olman be hey vefasiz

Var kimin olursan ol simden geri

biçiminde olan deyişini okuyup peşine Sivas yöresinden bir türkü söyleyince türkü biter bitmez, kucağında sazı ile bekleyen zakir âşık Zefil Necmi, o ortamda doğaçlama okuduğu bir söyleyişle,  biraz da Dede’ye sitem ederek,  doğaçlaması da olmayan acemi bir âşığa cemde meydan vermesini  deyiş yerine türkü okutmasını yermiştir.  

Âşık Veysel’in niyaz edip sazını yanına bıraktığını gören Dede, “Sazı yerde bırakmayın, duvara asın deyip kaldırtmıştır.

            Zakir Âşık Zefil Necmi,  cemden sonra Âşık Veysel’in kalbini kırdığını düşünerek sabah  Veysel’in misafir olduğu eve gitmiş, Vesel’e: 

“Akşam kalbini kırdım.  Kusura bakma.” deyince,  Veysel:

“Ben de Aleviyim, cemi, yolu yordamı iyi bilirim. Kul Abdal’ın bir deyişinden sonra okumamalıydım. Sana kırgın değilim.” demiş.

            Bunun üzerine Zefil Necmi Veysel’e: “Ankara’ya niye gidiyorsun. Bir işin mi var?” deyince  Veysel:

             “Her şeye bir sebep lazım. Nahiye  Müdürümüz Ali Rıza Bey, köye geldiğinde bana: ‘Cumhuriyetin onuncu yılı için güzel bir destan hazırla, bayramda nahiyeye gel okursun.’ dedi. 

Ben de ilk defa:

Atatürk'tür Türkiye'nin ihyası

Kurtardı vatanı düşmanımızdan

Canını bu yolda eyledi feda

Biz dahi geçelim öz canımızdan

 

Sinesini hedef etti düşmana

Ölmüşken vatanı getirdi cana

Çekti kılıcını çıktı meydana

Gören ibret aldı meydanımızdan

 

Çekildi sancaklar dayanmaz canlar

Şarktan garba gitti Türk'teki şanlar

O kadar paşalar o zabitanlar

Ayrılmadı asla sağ yanımızdan

 

Dumlupınar Sandıklı'nın cephesi

Dağları yıkıyor topların sesi

Kahraman askerin hücum etmesi

Cihan sele gitti al kanımızdan

 

Kaçırdık düşmanı bulunmaz izi

Bir hücumda geçti öte denizi

Siyanet ettiler askerimizi

Vatan memnun kaldı zabitanımızdan

 

Şeyh Sait de yüzün tuttu isyana

Milletini hor baktırdı vatana

Fakir fukarayı boyadı kana

Öyle şeyhler çoktur külhanımızdan

 

Çağırdım Şeyh Said sağır mı diye

Başında sarığı değir mi diye

Tarttılar şeyhleri ağır mı diye

Haberin doğrulttun urganımızdan

 

Şeriatı düşündüler şerciler

Birtakım millete fesat verdiler

Her biri bir yerde hep geberdiler

Onlar kurtulmadı toplarımızdan

 

Aklı başınd'olan düşünür bunu

Şeriatçı oldu tüketen onu

Dağda belde fukaraya soygunu

Veren onlar idi vatanımızdan

 

Menemen mes(e)lesi geldi meydana

Orda birkaçları uydu şeytana

Mehdi diye kendi kendin urgana

Taktı kurtulmadı darlarımızdan

 

Gazi Paşa Haziretli bir kişi

Ne kadar cesaret tuttu bu işi

Sarmıştı vatanı düşman ateşi

Esirgedi bizi ziyanımızdan

 

İddiacı Türkiye'nin insanı

Çalışmakla kazandık biz vatanı

Aç kurt gibi parçaladık düşmanı

Şecaat görünce aslanımızdan

 

Kurtardık vatanı bu belalardan

Tiren hattı küşat ettik her yerden

Terrakk'etti mektebimiz hep birden

Teşekkür kazandık müşranımızdan

 

Hükümet de milletini kayırdı

Bir af etti hapisleri koyverdi

Adaletle tebligatlar duyurdu

Çok şeref kazandık bayramımızdan

 

Türkiye'yi adalette yaşattı

Dağları deldirdi demir döşetti

Millete bir altın kemer kuşattı

Haşa nankör olman devranımızdan

 

Aşık Veysel bunu böyle söyledim

Benden de yadigar bu kalsın dedim

Sözlerim yalan mı dinle efendim

Kürrei arz doldu hep şanımızdan

biçimindeki  bu destanımı okudum. İlk deyişim budur.  

Şiirimi çok beğenip bize ver bu şiiri, Ankara’ya gönderelim. Gazetede yayımlarlar,  belki Atatürk de görür, okur. Demeleri üzerine şiirimi onlara vermeyip Atatürk’e okuma  hevesine kapılarak arkadaşım İbrahim’le köy köy dolaşıp Ankara’ya gidiyoruz.” demesi  üzerine Veysel’in sesini, sazını ve şiirini çok beğenip etkilenen Zakir Âşık Zefil Necmi, Veysel’in kucağındaki sazı alıp doğaçlama olarak:

           

                        Dünyaya şan verdi bu azim bayram

                        Bin yaşasın Cumhuriyet bayları

                        Bizler bu kanuna olmuşuz hayran

                        Soyunduk karayı giydik ağları

 

                        Şuleyi güneşten bayrak açıldı

                        Af edilip nice borçtan geçildi

                        Şad oldu millet şerbet içildi

                        Abad etti bahçeleri bağları

 

                        Okuyup yazmak kolaya bindi

                        Hamdolsun devrimiz iyiye döndü

                        Düşman mağlup oldu sindi söyündü

                        Çifte çifte takınalım tuğları

 

                        Cumhuriyet millet binler yaşatır

                        Baş kumandanımız Gazi Paşa’dır

                        Büyük nutku şu ülkeyi kuşatır

                        Halledip pişirdi bunca çiğleri

 

                        Bu vatan bir zaman arada kaldı

                        Gazi Paşa sanki gayıptan geldi

                        Ülkemiz dünyaya baş serdar oldu

                        Sadakatla bulduk biz bu çağları

 

                        Vatan için çalışanlar mert oldu

                        Eski kanun bu devirde mürt oldu

                        Türke karşı direnişler alt oldu

                        Toplarımız iniletti dağları

 

                        Artık düşmanlardan korkumuz yoktur

                        Adil hükümete şükrümüz çoktur

                        Kanunda nizamda emriniz haktır

                        Defettik yokluğu bulduk varları

 

                        Her tarafa   tren yolu kuruldu

                        Millet muhtaç idi nasip verildi

                        Kırk saatlik yere hemen varıldı

                        Nüfuzu da deldi geçti dağları

 

                        Vilayetim Tokat yerimse Tuzla

                        Bundan geri her an eylerim dua

                        Düşman için daim çıkarız ava

                        Hazır ettik tüfek ile tığları

 

                        Zefil Necmi artık yoktur kederim

                        Sayenizde böyle gayret güderim

Atatürk’e her an dua ederim

Şad etmiştir nutku yerle gökleri

diyerek Âşık Veysel’in 10. Yıl için hazırlayıp okuduğu şiirden etkilenerek Necmi’nin doğaçlama  söylediği şiiri Veysel de çok beğenip Zefil Necmi’ye: 

“Şiirin çok güzel, akşam da seni çok beğenmiş ve taktir etmiştim. Sen de bizimle gel. Ankara’ya beraber gidelim.” demiş, Fakat Zefil Necmi: “Ben Maşat’ın sığırcısıyım, bırakıp gidemem”  deyip reddetmiş ama geriye güzel bir Atatürk ve Cumhuriyet şiiri bırakmıştır. (Mehmet Yardımcı’nın Derleme Notlarından)