- 0 356 317 97 66
İslâm
âleminin en önemli bayramlarından olan Kurban Bayramı’nı eda eyledik…
Öncelikle bu bayram herkese kutlu
olsun, hayırlara vesile olsun…
Biz yazımızda olaya farklı
pencerelerden bakarak; kurbanın anlamı, uygulamaları, ritüelleri, sonuçları
üzerinde bazı değerlendirmeler yapacağız:
-Kurban Bayramının daha ilk gününde
13-14 bin kişi (acemi kasaplar) kurban keserken yaralanarak sağlık
kuruluşlarına başvuruyor.
-Bayram tatilini de vesilesiyle vatandaşlar
iç turizmi hareketlendiriyor ve yoğun bir trafik kazası yaşanıyor, onlarca ölü,
binlerce yaralı gözü yaşlı insan geride kalıyor. (Geçen yıl 44 kişi ölmüş, 6370
kişi yaralanmış.)
-Kurban olarak kesilen hayvanların
yaklaşık sayısı: Büyükbaş hayvan; bir milyon, küçükbaş hayvan;3 milyon. Bu
yılın rakamları henüz netleşmedi ama toplam kesilen kurban sayısının 4-5 milyon
civarında olacağı tahmin ediliyor.
Kurbanı imkânı olanlar keser.
Doğrudur. Ya imkânı olmayanlar!
Ya “Biz fakiriz, kurban kesemiyoruz”
diyen ailelere ve çocuklarına gönderilecek bir kilo kurban payı bu
ezikliklerini telafi etmiş olur mu?
Kurban kesenler, kesemeyenler, kurbana pay girenler, kurbana karşıymış gibi görülenler, kurbana gerçekten karşı olanlar
düşünüldüğünde toplum bu vesileyle kategorize edilerek sınıfsallaştırılmış olur
mu?
Kurban
nedir?
Bilinen anlamıyla kurban; Allah’a yakınlaşmak, O’nun
rızasını almaktır. Bunun için kurban kesmek şart mıdır? Herkesin kurban kesmesi
gerekir mi? Kurban kesemeyenin durumu ne haldedir?
Yine bilinen ve gelenekselleşmiş
anlamıyla kurban; Allah’a şükran ve teslimiyeti göstermek amacıyla belirli
şartları taşıyan hayvanları usulüne uygun olarak kesmek demektir.
Kurbanın
dayanağı nedir?
İnanışa göre İncil ve Tevrat’ta ismi Abraham olan geçen Hz
İbrahim, gördüğü rüya üzerine oğlu İsmail’i Allah’a kurban etmeyi kabul eder ve
oğlu da bu rüyayı Allah’ın emri olarak kabul edip babasında bu emre uymasını
ister. Ancak; Hz İbrahim oğlunu tam kesmek üzereyken Allah Cebrail aracılığıyla
bir koç göndererek Hz İsmail’in yerine bu koçun kurban edilmesini ister ve koç
kurban edilir. Herkesin bildiği, kabul ettiği dayanak gösterilen “kıssas”
böyledir
.
Kurban
hakkında farklı yorumlar:
“Aslı Şah-ı Merdan, Güruhu Naci
Tarikata bağlı bu yolun ucu
Senede bir kurban talibin borcu
Erenler aşkına indi bu kurban”
(Hatayi)
“Gelmişiz cânânın asitanına (dergâh kapısına)
Sıtk ile sarıldık dost dağmanına (eteğine, eline)
Canla baş koymuşuz aşk meydanına
Hayvan kesmek gibi kurban gerekmez” (İbreti)
“Mahzuni Şerif’im yoldan kalır mı?
İlmi dillerini cahil bilir mi?
Hayvan kesmek ile kurban olur mu?
İnanmazsan kaldır kılıç vur bana”
(Aşık Mahzuni)
Mahzuni’nin “İlmin dillerini cahil
anlar mı?” sorusu çok kapsamlı bir soru. Zira cevabı tasavvuf ilmi dâhilinde
çok derin ve geniştir. Bu bağlamda özetle açıklayacak olursak; ilmin bir zahiri
(açık) yönü, bir de batını (kapalı) yönü vardır. Yani bir görünen tarafı, bir
de keşfedilmesi gereken görünmeyen tarafı. Hayvanı boğazlayıp kesmek; kurbanın
zahiri/görünen yönüdür. Yeterli midir, değildir. Batınî yönünü de görmek
gerekir. Bu kısmı görmek biraz meşakkatlidir, zordur, bilgi ister, kurbanın en
ağır olan yönü de zaten bu tarafıdır.
Kurbanın
batınî yönü:
1. Özü kurban olmayanın, malı kurban olmaz.
“Bir kişi Hakk'ın emrinde olmasa,
Ona nesne gelmez, selamın almam.
Dört kapıda bir niyazı yok ise,
Haramdır
lokması, el sunup yemem” (Pir Sultan Abdal)
2. Özünü pişirmeyen, kurbanını
pişiremez.
“Pişmedik lokmayı yiyen kör olur
Şüphesiz sancıdır işi zor olur
Erenler katında sitemkâr olur
Bilmeyene sitem sürsen ne fayda” (Sofuoğlu)
3. Kurban da olsa adı “lokma”dır. Çiğ
lokma yenmez. Helâl kazançla alınmayan, eline/diline/beline sahip olduğuna dair
ikrâr verip komşularından razılık almayanın lokması çiğdir yenilmez.
“Aşk ile yırtılıp hâk olmamışsın
Nefs-i emmâreden pâk olmamışsın
Ayaklar altında hâk olmamışsın
Gelmiş de meydanda lokma yutarsın (Katib)
4. Çiğ lokmaya dua edilmez. Duası
edilmeyen lokma da yenilmez.
“İblis ile nefs atına
binersin
Zâg (karga) misâli
her bir leşe konarsın
Çiğ pişmiş demez elin
sunarsın
Kelp(köpek) olup
murdarları eşersin bir gün” (Noksani)
Denilecektir ki; “Senede bir kurban talibin borcu”. Söze dikkat edilirse; “Senede
bir kurban zenginin borcu” denilmiyor. Kurban; zengin/fakir ayrımı yapılmaksızın
her talibin borcu ise burada yatan anlam nedir? Her talip her yıl özünü kurban
edecek; elini, dilini, belini, gözünü, kalbini velhasıl bütün nefsi organlarını
kurban gibi kesip meydana koyacaktır. İbreti’nin dediği gibi; Hak yoluna baş
koyamayanın hayvanın başını kesmesinin bir anlamı yoktur.
Hatayi
bu konuyu daha da derinleştirerek demektedir ki:
“Lahmike lahmi hadisine inanıp iman
getirmedin
Ta o zamandan beri karışmaz kanın
kanıma
Elli kere Hacc’a varsan olmaz tavafın
kabul
Arafat'ta kurban kessen kelp düşer
kurbanına”
Sakaleyn Hadisi-İki değerli emanet
bırakılması; Kur’an ve Ehl-i Beyt’tir.
Lahmi ke lahmi-eti etimdir, anlamındadır, Peygamberimiz bu sözü Ehl-i
Beyt’i için söylemiştir.
Peygamberimizin Veda Haccı dönüşündeki
“Ben
size iki emanet bırakıyorum; birisi Kur’anı Kerim, diğeri Ehl-i Beytim’dir.
Bunlara sarıldığınız sürece benden sonra asla sapıklığa düşmezsiniz” sözlerine
iman getirmeyen birisi Hacc’a gidip kurban kesse kurbanına köpek düşer, murdar
olur diyen Hatayi bu anlamlı sözleriyle kurbanın sadece hayvan kesme meselesi
değil “iman/takva” meselesi olduğunu
da özellikle vurgulamaktadır. (Ehl-i
Beyt: Hz Muhammet, Hz Ali, Hz Fatıma, Hz Hasan, Hz Hüseyin olmak üzere beş
kişidir. Sonrakiler Ehl-i Beyt değil, Ehl-i Beyt’in soyudur, karıştırmamak
gerekir.)
Yine
Genç Abdal:
“Genç Abdal’ım herkes mest olur sanma
Her kurban derisi post olur sanma
Her yüze güleni dost olur sanma
İçi
kâfir, dışı Müslüman çoktur”
Sözleriyle her kurbanın derisinin post olmayacağını, yani
post olabilmesi için öncelikle o kesilen hayvanın “kurban” olması gerektiğini
vurgulamaktadır. Bunu da aynen Hatayi gibi kurban sahibinin güler yüzüne değil,
içindeki imanına bağlamaktadır.
Her kurban
yenir mi?
Nasıl ki herhangi bir yemek pişmeden yenilmiyorsa,
kurban/lokma da pişmeden yenilemez. Yalnız burada kurbanın pişmesinden ‘etin
ateşte/kazanda pişirilmesi’ anlaşılmamalıdır. Kısa olarak kurban
sahibi/sahipleri ehil kişi/lerin şahitliğinde usul ve erkânına uygun olarak
kurbanlarını tekbirletip (dualatma), tığlatmalıdır (kesilme). Bunlar yapılmadan
kurban kesilip yeniliyorsa, kurban/lokma çiğdir, pişmemiştir, lokanta
yemeğinden farkı yoktur, bu tür yemeklere “ferhana”
denir.
Sofuoğlu; “Muhammet Ali'ye ver salavatı / Üç duvazdır salavatı kurbanın” diyerek
kurbanın nasıl dualanması gerektiğini belirtmektedir.
Kurbanı/lokmayı da her ağız yiyemez/yememeli/yedirilmemeli.
Kurban/lokma olduğunu bilen birisi yemeden önce “lokma çiğ mi, pişmiş mi?” yani “kurbanın duası edilmiş mi?” diye
sorması gerekir.
“Bir lokmayı
bin kan etmişleri gör
Yiyen
kanlı yedirenin işi zor
İnanmazsan bunu
Şeyh Safi’ye sor
Bir gün anlan
Kul Veli’nin sözünü”
Söyleyen Kul Veli; “Yiyen kanlı, yedirenin işi zor” diyerek
lokma yemenin de yedirmenin de çok basit bir husus olmadığına işaret etmiştir.
“Cennetin meyvesi boldur
Lokmayı bilene yedir
Şah Hatayi’m yol kadimdir
Gelen gelsin yolu ile”
Mesaj bu kadar
anlaşılırdır. Lokma, bilene yedirilecektir.
Kaç çeşit
kurban vardır?
Yukarıdaki açıklamalar dikkate alındığında üç çeşit kurban
vardır:
1-Özün kurban
edilmesi: Hak yoluna nefsin öldürülmesi. Bu kurbanın iman/takva yönüdür.
Herkes bilir ki; kurbanın kanı Allah’a ulaşmaz, inancın gücü ulaşır.
2-Hayvan kurban
edilmesi (canlı kurban): Durumu müsait olanlar gerek Kurban Bayramı’nda
gerek adaklarında gerekse sair sebeplerle büyükbaş, küçükbaş hayvan
kesebilecekleri gibi durumu iyi olmayanlar canlı kurban/lokma olarak Cebrail de
denilen horoz hatta tavuk dahi kesebilirler. (Günün habercisi olduğu için haber getiren meleğe benzetilerek horoza
Cebrail kurbanı da denir.)
3- Cansız
kurban/lokma yedirilmesi: Mademki
zengin fakiri ayrımı yapılmaksızın “Her sene bir kurban talibin borcu” olacaktır.
Her talip konu komşusuyla lokmalar yiyip yedirmek isteyecektir. Ama canlı
kurban kesecek durumu yok ise ne yapacaktır? Din, hiçbir inananını üzmez,
mahcup ve mağdur etmez, Yol hiçbir talibini dışlamaz. Dolayısıyla bu durumda
olan kişiler kansız lokma yedirebilirler. Kansız lokmalar; çörek, katmer
benzeri yiyeceklerdir. Bunlara “kansız
terceman” denir.
Burada dikkat
edilmesi gereken husus; Kurban/lokma
ister kanlı olsun, ister kansız olsun hiç fark etmez, lokma sahibinden de,
lokma yiyenlerden de aynı edep erkâna uyulması istenir.
“Şah Hatâyî´m eydür düşürdün derde
Zavallı sofudan kalkmıyor perde
Gördün ki bir lokma geldi bir yerde
O lokma çiğ ise yemen gerekmez”
Esas olan lokmanın pişmiş olmasıdır, çiğ
lokma yenmez. Lokmayı pişirecek duruma getirecek olan da lokma sahibidir.
Ne mutlu lokmalarını pişirip
yedirenlere…
Çok yazık çiğ lokmayı yedirenlere/yiyenlere…
Çok yazık çiğ kurban edilen hayvanlara… İsraf edilen katmerlere…