SEVENLERİN TÜRKÜSÜNÜN ŞAİRİ TAHİR KUTSİ MAKAL

 
Dr. Mehmet YARDIMCI

Yazık olur yenileyip seversen

Eski sazı ayar eyle, çal, derler

9 Şubat 1937’de Acıpayam’ın Oğuz Köyü’nde doğan, Acıpayam Ortaokulu’nda ve Denizli Lisesi’nde okuyan. İstanbul’da gazetecilik öğrenimi yapan Türk şiirinin ve halk biliminin büyük ustalarından  Tahir Kutsi Makal, 1985’te Konya’da düzenlenen Uluslararası Halk Edebiyatı Kongresi’nde  Bilinmeyen Şiirleriyle Zefil Necmi adlı bildirimi sunarken söylediğim:

                        “Zefil Necmi dünya bana dar oldu

                        Masiva elinden işim zor oldu

                        Feryad-ı figanım ah ü zâr oldu

                        Saz oldu vücudum tel ne ilazım”

diyen Necmi’nin şiir dünyasını yorumlayışım dikkatini çekmiş arada yanıma gelip elime bir Tarla dergisi uzatıp: “Ben Tahir Kutsi Makal”,  Zefil Necmi ile ilgili yazını bu dergiye gönder. Nerede buldun bu âşığı, elinde kaç şiiri var gibi soru yağmurundan sonra  sempozyum boyunca sohbetlerimizde yaşamı boyunca süren bir dostluğun temelini atmıştı.

Tarla’da pek çok şiir ve yazımı yayınlayan Makal. İnönü Üniversitesinde  düzenlediğim Malatya ve Çevresi Halk Kültürü Sempozyumlarının üçüne de katılmış, her etkinliğimizde yer almıştı, Ben de Rektör Prof. Dr. Engin Gözükara’ya, Makal’a Fahri Doktora verelim önerim yerinde bulunmuş,  Makal hakkında yazdığım rapora dayanarak Üniversite Senatosu oy birliği ile Fahri Doktor ünvanı vermişti.

Tahir Kutsi’ye göre, çok şiir okumayan, şiir yazmamış olan edebiyatçı başarılı olamaz. Çünkü şiir, kişiye sözcük seçmek ve yerinde kullanmak disiplinini verir. Makal’ın şiiri herhangi bir akıma, ekole bağlı değildir. Bağımsızdır, fakat halk kaynağına dayanır şiirleri. Bu nedenle Çağdaş Karacaaoğlan da derler Makal’a.

Şiirinde ve yazılarında folklordan yararlanmış,  küçüklükten başlayarak halk edebiyatının içinde yetişmiş,  türküler, ninniler, ağıtlar içinde. Efe Türküleri dinliyerek, zeybek oynayarak, Âşıkları dinleyerek büyümüş,  halk ozanlarına İstanbul’a gelişiyle de ilgisi kesilmemiş,  Çukurova’dan  Karacaoğlan’ın, Dadaloğlu’nun bilinmeyen deyişlerini derlemiştir.

Safiye Ayla’nın Pera Palas’ta Makal’ı bana anlatırken; “Senli-benli  konuşmayla  bütünleşmiş, sıcakkanlı, sevecen tavırları ile hemen herkesle kolayca diyalog kurmayı iyi bilen Makal’ın, yerinde duramayan  yapısına karşın son derece hassas, duygulu eserlerinde de sergilenen zengin bir iç dünyası vardır.” sözü hala kulaklarımdadır.

 

 

 

Candan, içten, samimi tebessüm çiçeklerini yüzümüzde açtıran, yaşına bakmadan

sevenlerin türküsünü söyleyen şair demek yakışır Makal’a diyorum. Çünkü,  büyük aşklar büyük şiirleri doğurur.  Gizli aşklar da, ikinci, üçüncü aşklar da gizli şiirleri doğurur...

                        “Her ayağın bastığı yerde sanki kalbim var

Kalbim ki vahşi bir zevk alır ezilişinden.

Ömrümüzün geçtiği yolu bana sorarlar

Gidiyorum bir kadın bacağının peşinden.” (Necip Fazıl)

diyebilen Necip Fazil’dan ve:

                        “Gel be dilber zevk edelim

Orda yalnız ne yatarsın ?

Acı şarap kadehime

Dudağından bal katarsın.

diyen Nihal Atsız’dan sonra Tahir Kutsi çıkmış,  şiirlerinde:   

Güzelliği ve güzelleri sev

İster yalı olsun, ister bizim ev

*

Sana bir âşık olayım da gör

Bir gönül düşüreyim

Renkten renge gireyim

Köprüleri ateşe vereyim

Sana bir âşık olayım da gör !..

diyerek, aşkı, renkten renge girmek, cümle köprüleri ateşe vermek, deli divane olmak,

yüzünde güller açmak olarak tarif etmiştir.

            Edebiyatımızda belli bir yaşın üzerine çıktıktan sonra şiir yazamayan bir çok şair var.  Şiirden el etek çektikten sonra ya nesre yönelen, ya da susan şairlerimiz de az değildir. Makal ne şiirden uzaklaşmış,  ne nesirden kopmuştur.  Nefes aldığı müddetçe yazmış ha yazmıştır.

            Makal, 1992’de  “Bana göre, dünyanın en güzel kızlarının başında Annabel Lee gelir. Çünkü o milyonlarca gönülde yer etmiştir.” deyişiyle sanki Edgar Allan Poe’nun “Annabell Lee” adlı,  iki dizesi:

“Hiçbir şey düşünmezdi sevilmekten

 Sevmekden başka beni.”

biçimindeki  ünlü şiirini de kendisiyle özdeşleştirmiştir. Çünkü ömrü sevmelerle geçmiş, hayatın esasını sevgi olarak görmüş, özümsemiş bir şairin türküsüdür bazı şiirleri Makal’ın:

 

Babanız yine âşık çocuklar

Yüzünün gülüşü ondan

Erken gelişi ondan

Ve bu sefer iş berbat!

Babanız yine âşık çocuklar.

 

Aşksızlığı kaldırın mezara

Şiirin bini bir para gayri

Türkünün bini bir para

Cıvıl cıvıl kuş sesleri balkonda

Evde cıvıl cıvıl çocuk kahkahaları

Derim ki bu sevgide etmeli sebat!

Babanız yine âşık çocuklar.

 

Babanız yine âşık çocuklar

Mahzun duruş çoğaldı

Kalpte vuruş çoğaldı

Son resmi de yırtıver, at!

Babanız yine âşık çocuklar.

 

Duyurmayın ananıza, utanırım

Döğüş-kavga çıkarır, onu iyi tanırım

Sizi asar, beni keser, surat asar, surat!

Azar köftesi gelir sofraya, surat çorbası konur

 

Bırakın yüzüm gülsün ne olur

Bırakın hızlı çarpsın yüreğim

Bırakın bir daha âşık olayım

Bırakın erken öleyim

Duyurmayın ananıza, utanırım

Babanız yine âşık çocuklar.”

deyişine bakar mısınız.

Korkusuz,  gözünü daldan budaktan esirgemeyen, sözünü her türlü bela karşısında bile kesmeyen Makal gibi birisi ancak  bu kadar güzel, bu kadar içten, candan, samimi bir şiir yazabilir.

Bu şiir, 40 yaş üstündeki tüm sevenlerin şiiridir. Bu şiir değil, gönüllere serinlik veren bir sihirdir sanki.

Bu şiiri İstanbul Pera Palas’ta düzenlediğimiz İnönü Üniversitesi gecesinde  Sibel Can gecikince boşluğu değerlendirmek için mikrofonu bir şiir okusun diye  Tahir Kutsi Makal’a vermiştim. Makal, Babanız  yine  âşık çocuklar şiirini okuyunca hararetle ilk alkışlayan şeref konuğu, o dönemin Başbakanı Turgut Özal olmuştu.

Öz yaşamını yakından bildiğim Tahir Kutsi kızlarının adını Çeyiz, Çimen ve İklim

Koyacak kadar  doğa tutkunu, doğa aşığı bir şairdir.

                        Nerde benim can çiçeği kızlarım

Resimlere bakar, yine özlerim

deyip ayrılığına dayanamaz kızlarının.

Aşkı doğa temiyle yoğurması ayrı bir özelliğidir Makal’ın.

Rüzgârda saçların uçuşuyordu

Topladım öptüm

Ayaklarını yıkıyordu dalgalar

Tutup okşadım.

İzmit toprağına sinmişti kokun

İçime çektim.

Ray uzuyordu ovalar boyu

Tekerler dönüyordu

Tüm doğa çağırdı da gitmedim

Senden ses seda yoktu

Oysa

Gel desen gelecektim !

*

Güle fark atıyor tenin

Bütün şarkılar senin

Onun için seviyorum

Tahir Kutsi Makal, Petek, Yelken, Maya, İnanç dergilerini yönetmiş, vefatına kadar yayımladığı Tarla dergisiyle Türk halk kültürüne önemli hizmetlerde bulunmuştur.

  

Beni 30. Sanat Yılımda tarlaya kapak yapan, pek çok şiir ve yazımı Tarla’da yayımlayan ve aldığı ödüllerle de dikkat çeken Makal, ilk ödüllerini şiir alanında almış; Müzik-San Vakfı’nın ve Turizm Yazarları Derneği’nin başkanlığını yapan, bir süre Türk Edebiyatı Vakfı’nın genel sekreterlik görevini yürüten  Makal, “İstanbul Sevdalısı” adlı şiir ile 1953’te, Fethin 500. Yılı Şiir Yarışması’nda Birincilik Ödülünü ve 1955’te de Nasır dergisinin şiir yarışmasını 'Burası Denizli' şiiriyle kazanmıştır.

Yüreği Atatürk sevgisiyle atan Makal, Atatürk’e yazdığı şiirlerde bile:

Başında devrimler ölmez ve büyük

Merhaba Atatürk

Merhaba !...”

biçiminde, içten, samimi, candan  halkça bir söyleyiş sergilemiştir.

            Fakir İşi adlı kitabında:

Bir baş soğan

Bir parça ekmek

Fakir işi

Dünya yansın, ne çıkar ?

Yarım hasırım mı var ?”

biçimindeki ilk şiirlerinine yer veren;

15 Haziran 1999’da İstanbul’da, 62 yaşında aramızdan ayrılan gazeteci, şair ve yazar dostum Tahir Kutsi Makal, kendine özgü ilkeleri  olan renkli bir kişiliğe sahipti.Fakir İşi, Babanız Yine Âşık Çocuklar ve Öpkü adlı üç şiir kitabıyla şiir serüvenini taçlandıran Tahir kutsi Makal’ı özlemle anıyorum. Işıklarda uyusun.

 

         

   Petek Yay. İst. 1957      İnanç Yay. İst. 1987        Maya  Yay.  İst.1996

Edebiyat dünyamızda hiçbir “izm” e bağlanmamış bir şair ve yazar olan Tahir Kutsi Makal, şiirle başladığı edebiyat serüvenini röportaj, öykü ve romanlarıyla taçlandırmıştır. Yazılarında Anadolu’nun iç kanamalarının şahlanışı sezilir.

Makal, Denizli, Tan, Yeni Gazete, Dünya, Vatan, Ekspres, Tasvir, Son Havadis, Hergün, Ortadoğu, Güneş, Sabah gazetelerinde; muhabir, haberler müdürü, yazar, sekreter, yazı işleri müdürü ve genel yayın yönetmeni olarak çalışmış,  Petek, Yelken, Maya, İnanç, Tarla dergilerini yönetmiştir.

Hasandede Belediyesince Kırıkkale’nin hemşehrisi olarak ilan edilen Makal’ın,  Şiirleri Şölen Kasetçilik tarafından “Ülkemin Güzelleri” adıyla kaset yapılmıştır.

İlk ödüllerini şiir alanında alan,  aldığı ödüllerle de dikkat çeken Makal, asıl önemli ödüllerini nesir alanında almıştır.

 

1962-1963 dönemi Tasvir gazetesinde yayımlanan "İç Göç" adlı dizi yazısıyla İstanbul Gazeteciler Cemiyeti'nce yılın gazetecisi seçilmiş, British Petroleum Basın Armağanını kazanmış,  hakkında birçok yazarın:

-“İç Göç meseleleri cesaretle ve tam bir gerçekci görüşle ele alan tek eser olmuştur.” Turhan Gürkan / VATAN

-“Tahir Kutsi, insanı sıkmadan okutmasını biliyor. Yalın ve berrak bir dil.” Muzaffer Uyguner / ÇAĞRI

- “Tahir Kutsi Makal, Türkiye’ nin en büyük röportaj yazarı.” M. Ali Yalçın / SON HAVADİS

-“Tahir Kutsi ‘ de çok olumlu ve dengeli bir anlatım rahatlığı var.. Çok ilgimizi çekti.”  Tahir Alangu / KİM

-“Bir solukta, tatlı, rahat okunan bir eser İç Göç, / Ilgıt ılgıt avutuyor kişiyi, acı acı da düşündürüyor..” Ahmet Kabaklı         

biçiminde görüş beyan ettiği Makal, ödül olarak Avrupa gezisine gönderilmiştir. “Anadolu Toprağı”, “Köy Öğretmeni”, “İstanbul”, “İç Göç” olmak üzere 4 bölümden oluşan eserde her bölüm, kendi içinde çeşitli konuları işleyen özgün analizlerle dolu olup başlı başına bir Anadolu destanıdır.

 

Avrupa gezisinden sonra yazdığı Köylü Gözüyle Avrupa kitabı da ilginç eserlerinden biri olarak dikkat çekmiştir.

Meydan Dayağı kitap olarak yayınlanmadan önce 1976’da dosya olarak katıldığı Peyami Safa Roman yarışmasında birincilik ödülünü kazanmış ve 1977’de ilk romanı olarak yayınlanmıştır. Meydan Dayağı, bir roman olmasına karşın  gazeteci üslubuyla  röportaj havasında yazılmış bir eserdir. Makal, Kurtuluş Savaşı’nda Ege Bölgesinde meydana gelen olayları aydınlatacak biçimde anlatmıştır.  Meydan Dayağı genel olarak Denizli çevresinde gelişen "Denizli Vak'ası" diye bilinen olaylar etrafında Demirci Mehmet Efe'nin özgeçmişine bağlanarak aktarılmıştır. Roman tarihe uygunluğu, belgesel titizliği ve yoğunluğu ile dikkatleri çekmektedir.

1978’de Kamyon romanıyla, Peyami Safa Roman ödülünü almış, daha sonra bu romanının filmi de çekilmiştir. Kamyon, Anadolu’nun 1960’lı yıllardaki yollarının durumunu ve bu yollarda yapılan esrarengiz yolculukları anlatmaktadır. Roman, baştan sona akıcı, şiirsel bir dille kaleme alınmıştır. Bir dağ köyünden sırtına yorganını vurarak iş bulmak amacıyla yollara düşen bir köylü vatandaşın, yolda karşılaştığı bir kamyona binmesiyle başlayan roman, yol maceralarıyla  süslendikten sonra, gene bir yol üzerinde, kar ve tipi nedeniyle kayboluşun öyküsüdür. Bu yolculuk sırasında, trafik kazaları, terör, alkollü sürücüler, yol boylarındaki konaklama yerleri ve kamyon şoförleri arasındaki rekabetten birlikteliğe kadar tüm konular akıcı bir dille ele alınmıştır.

1985’te Folklor Araştırmaları Kurumu'nca, İhsan Hınçer Türk Folkloruna Hizmet ödülüne lâyık görülen Makal, 1987’de  Karadon kitabıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı öykü ödülünü kazanmıştır.

Tahir Kutsi Makal’ın öykücülükte zirve bir yazar olduğunu ortaya koyan eserlerden birisi olan  Karadon’da;  Karadon, Son Durak, Baştan ayağa Aynur, İmece Emri, Sen Sen Sen, Namdar Usta, Kendini Yargılayan Adam, Semer adlı sekiz öykü bulunmaktadır.

Kitaba adını veren Karadon öyküsü,  madencilerin çileli yaşantısından kesitler sunulmuş, madencinin hırsı, heyecanı, sevgisi, özlemleri, evliliği, aile ilişkileri ve iş ilişkileri Makal’a özgü bir anlatımla dile getirilmiştir.  "Anadolu'da Turk Mührü" isimli eser, Anadolu'daki "manevi savaş"ı anlatmaktadır. Haci Bektaş-i Veli, Ali Evren, Yunus Emre, Mevlâna gibi Turk bilginlerinin, düşünürlerinin, âşıklarının, mimarlarının, Anadolu'ya "Türk mührü" vurma cabaları, canlı bir biçimde dile getirilmektedir.

 

1997’de İstanbul’da yayımlanan “Anadolu’da Türk Mührü” adlı eserindekiki ifadelere göre, “Türkçenin Zenginliği” ve “Anadolu Birliği” konuları ile “Yunus Emre’yi Yaşatan Toprak” başlığı etrafında ilgi uyandırıcı ve dikkat çekici görüşlere yer verdiği görülmektedir: “Türk dili zengin dildir. İnsanların birbiriyle anlaşmasını sağlayacak ölçüde olduğu gibi edebiyat dili olarak da zengindir. Şairler ve yazarlar, duygu ve düşüncelerini Türkçe ile çok güzel anlatabilmişlerdir.

Kaşgarlı Mahmut, ikiyüz yıl önce Türkçe’nin öteki dillerden aşağı kalır yönü olmadığını “Divan ü Lügat-it Türk” isimli eserinde savunmuştu, görüşünü kabul ettirmişti.

Türkler düzenli, yerleşik yaşadıkları sürece medeniyette de önde gitmişlerdi. Uygurlar matbaanın ilk mucidi idiler. Karahanlılar odundan kâğıt yapmasını biliyorlardı. İpek işlemeciliği ve dokumacılıkta Türkler çok ileriydi. Çalışanların, kadının sosyal hakkı o devirlerde hiçbir ülkede yokken, Türk Anadolu’ da vardı. İlk grevi, Ankaralı ve Kastamonulu Türk dokumacı kadınları yapmıştı. Türk’ün akıncı ruhu, Anadolu’yu baştanbaşa fethederken, yapıcı ruhu da Anadolu’nun fethedilen her yerini kervansaraylar, hanlar, hamamlar, camiiler, medreseler, şifahanelerle donattığı işaret edilmektedir.

Bir de Türk sinema klasiği olan “Hababam Sınıfı” senaryosunda onun da katkısı olduğu, hem bir röportajında Rıfat Ilgaz’ın ilk yazıldığı öyküyü beğenmeyip yeni baştan yazıp Rıfat Ilgaz’a verdiği, “İnek Şaban”, ..... gibi lakapları uydurup öyküye yerleştirerek hareket kazandırdığı, filmi çekilirken de Rıfat Ilgaz hasta olduğu için senaryoyu tamamladığı ama hiç bir yerde sayiplenmediği tarafından açıklandığı bilinmektedir.  

Halk Edebiyatı çalışmaları dolayısiyle kendisine "Fahri Doktorluk" ünvanı verilen Tahir Kutsi Makal,  Halkbilim ve Edebiyat adlı bu eserinde bir çok konuya ışık tutmakta, yeni yorumlar getirmektedir. Kitaptaki bazı konu başlıkları şöyledir: Bizim Yunus - Pir Sultan'ın Köyü'nde, Gazi Aşık Hasandede gerçeği, Aşık Veysel, Dadaloğlu'nun İskanı,  Avşar Ağıtları, Halk Şiirinin Yarını,  Aşıklar Kahvesi,  Efsane adam Hasan Bey,  Zeybekliğin Kökeni, Türkiye dışında Türk Halk Edebiyatı, Halk Şiirinde Çağdaş Yorum, Fırat Kıyılarında vb..

Karacaoğlan, Dadaloğlu Köroğlu, Hasan Dede, Zaralı Âşık Adem, Aşık Veysel’in Dünyası” gibi pek çok eser kazandıran, Yazı ve şiirlerinde KKTC’ye ayrı bir özen gösteren 15 Haziran 1999’da İstanbul’da, 62 yaşında aramızdan ayrılan gazeteci, şair ve yazar dostum Tahir Kutsi Makal, kendine özgü ilkeleri  olan renkli bir kişiliğe sahipti. vefatının 27. Yılında

özlemle anıyorum.  Ruhu şad olsun.

 

Kıbrıs’ta Denktaş’la

Eserlerinden Bazıları:

         

            Ağaoğlu Yay.  İst.1964      Mayataş Yay. İst. 1971  Ötüken Yay. İst. 1977     Kıraçlı Yay. İst. 1978

 

            

           İnanç Yay. İst. 1979         İnanç Yay İst.1982            İnanç Yay. İst. 1979              Toker Yay.İst. 1990