- 0 356 317 97 66
Yazık
olur yenileyip seversen
Eski
sazı ayar eyle, çal, derler
9 Şubat 1937’de Acıpayam’ın Oğuz Köyü’nde
doğan, Acıpayam Ortaokulu’nda ve Denizli Lisesi’nde okuyan. İstanbul’da
gazetecilik öğrenimi yapan Türk şiirinin ve halk biliminin büyük
ustalarından Tahir Kutsi Makal, 1985’te
Konya’da düzenlenen Uluslararası Halk Edebiyatı Kongresi’nde Bilinmeyen Şiirleriyle Zefil Necmi
adlı bildirimi sunarken söylediğim:
“Zefil Necmi dünya bana dar oldu
Masiva
elinden işim zor oldu
Feryad-ı
figanım ah ü zâr oldu
Saz
oldu vücudum tel ne ilazım”
diyen Necmi’nin şiir
dünyasını yorumlayışım dikkatini çekmiş arada yanıma gelip elime bir Tarla
dergisi uzatıp: “Ben Tahir Kutsi Makal”, Zefil
Necmi ile ilgili yazını bu dergiye gönder. Nerede buldun bu âşığı,
elinde kaç şiiri var gibi soru yağmurundan sonra sempozyum boyunca sohbetlerimizde yaşamı
boyunca süren bir dostluğun temelini atmıştı.
Tarla’da pek çok şiir ve yazımı yayınlayan
Makal. İnönü Üniversitesinde
düzenlediğim Malatya ve Çevresi Halk Kültürü Sempozyumlarının üçüne de
katılmış, her etkinliğimizde yer almıştı, Ben de Rektör Prof. Dr. Engin
Gözükara’ya, Makal’a Fahri Doktora verelim önerim yerinde bulunmuş, Makal hakkında yazdığım rapora dayanarak
Üniversite Senatosu oy birliği ile Fahri Doktor ünvanı vermişti.
Tahir Kutsi’ye göre, çok şiir okumayan, şiir
yazmamış olan edebiyatçı başarılı olamaz. Çünkü şiir, kişiye sözcük seçmek ve
yerinde kullanmak disiplinini verir. Makal’ın şiiri herhangi bir akıma, ekole
bağlı değildir. Bağımsızdır, fakat halk kaynağına dayanır şiirleri. Bu nedenle
Çağdaş Karacaaoğlan da derler Makal’a.
Şiirinde ve yazılarında folklordan yararlanmış, küçüklükten başlayarak halk edebiyatının
içinde yetişmiş, türküler, ninniler,
ağıtlar içinde. Efe Türküleri dinliyerek, zeybek oynayarak, Âşıkları dinleyerek
büyümüş, halk ozanlarına İstanbul’a
gelişiyle de ilgisi kesilmemiş, Çukurova’dan
Karacaoğlan’ın, Dadaloğlu’nun bilinmeyen deyişlerini derlemiştir.
Safiye Ayla’nın Pera Palas’ta Makal’ı bana
anlatırken; “Senli-benli konuşmayla bütünleşmiş, sıcakkanlı, sevecen tavırları
ile hemen herkesle kolayca diyalog kurmayı iyi bilen Makal’ın, yerinde duramayan
yapısına karşın son derece hassas,
duygulu eserlerinde de sergilenen zengin bir iç dünyası vardır.” sözü hala
kulaklarımdadır.
Candan, içten, samimi
tebessüm çiçeklerini yüzümüzde açtıran, yaşına bakmadan
sevenlerin
türküsünü söyleyen şair demek yakışır Makal’a diyorum. Çünkü, büyük aşklar büyük şiirleri doğurur. Gizli aşklar da, ikinci, üçüncü aşklar da
gizli şiirleri doğurur...
“Her ayağın bastığı yerde sanki kalbim var
Kalbim
ki vahşi bir zevk alır ezilişinden.
Ömrümüzün
geçtiği yolu bana sorarlar
Gidiyorum
bir kadın bacağının peşinden.” (Necip Fazıl)
diyebilen Necip
Fazil’dan ve:
“Gel be dilber zevk edelim
Orda
yalnız ne yatarsın ?
Acı
şarap kadehime
Dudağından
bal katarsın.
diyen Nihal Atsız’dan
sonra Tahir Kutsi çıkmış, şiirlerinde:
Güzelliği
ve güzelleri sev
İster
yalı olsun, ister bizim ev
*
Sana
bir âşık olayım da gör
Bir
gönül düşüreyim
Renkten
renge gireyim
Köprüleri
ateşe vereyim
Sana
bir âşık olayım da gör !..
diyerek, aşkı,
renkten renge girmek, cümle köprüleri ateşe vermek, deli divane olmak,
yüzünde
güller açmak olarak tarif etmiştir.
Edebiyatımızda belli bir yaşın
üzerine çıktıktan sonra şiir yazamayan bir çok şair var. Şiirden el etek çektikten sonra ya nesre
yönelen, ya da susan şairlerimiz de az değildir. Makal ne şiirden
uzaklaşmış, ne nesirden kopmuştur. Nefes aldığı müddetçe yazmış ha yazmıştır.
Makal, 1992’de “Bana göre, dünyanın en güzel kızlarının
başında Annabel Lee gelir. Çünkü o milyonlarca gönülde yer etmiştir.” deyişiyle
sanki Edgar Allan Poe’nun “Annabell Lee” adlı,
iki dizesi:
“Hiçbir
şey düşünmezdi sevilmekten
Sevmekden başka beni.”
biçimindeki ünlü şiirini de kendisiyle özdeşleştirmiştir.
Çünkü ömrü sevmelerle geçmiş, hayatın esasını sevgi olarak görmüş, özümsemiş
bir şairin türküsüdür bazı şiirleri Makal’ın:
Babanız
yine âşık çocuklar
Yüzünün
gülüşü ondan
Erken
gelişi ondan
Ve bu
sefer iş berbat!
Babanız
yine âşık çocuklar.
Aşksızlığı
kaldırın mezara
Şiirin
bini bir para gayri
Türkünün
bini bir para
Cıvıl
cıvıl kuş sesleri balkonda
Evde
cıvıl cıvıl çocuk kahkahaları
Derim
ki bu sevgide etmeli sebat!
Babanız
yine âşık çocuklar.
Babanız
yine âşık çocuklar
Mahzun
duruş çoğaldı
Kalpte
vuruş çoğaldı
Son
resmi de yırtıver, at!
Babanız
yine âşık çocuklar.
Duyurmayın
ananıza, utanırım
Döğüş-kavga
çıkarır, onu iyi tanırım
Sizi
asar, beni keser, surat asar, surat!
Azar
köftesi gelir sofraya, surat çorbası konur
Bırakın
yüzüm gülsün ne olur
Bırakın
hızlı çarpsın yüreğim
Bırakın
bir daha âşık olayım
Bırakın
erken öleyim
Duyurmayın
ananıza, utanırım
Babanız
yine âşık çocuklar.”
deyişine bakar
mısınız.
Korkusuz, gözünü daldan budaktan esirgemeyen, sözünü her
türlü bela karşısında bile kesmeyen Makal gibi birisi ancak bu kadar güzel, bu kadar içten, candan,
samimi bir şiir yazabilir.
Bu şiir, 40 yaş üstündeki tüm sevenlerin
şiiridir. Bu şiir değil, gönüllere serinlik veren bir sihirdir sanki.
Bu şiiri İstanbul Pera Palas’ta
düzenlediğimiz İnönü Üniversitesi gecesinde
Sibel Can gecikince boşluğu değerlendirmek için mikrofonu bir şiir okusun
diye Tahir Kutsi Makal’a vermiştim.
Makal, Babanız yine âşık çocuklar şiirini okuyunca
hararetle ilk alkışlayan şeref konuğu, o dönemin Başbakanı Turgut Özal olmuştu.
Öz yaşamını yakından bildiğim Tahir Kutsi kızlarının
adını Çeyiz, Çimen ve İklim
Koyacak
kadar doğa tutkunu, doğa aşığı bir
şairdir.
Nerde benim can çiçeği kızlarım
Resimlere
bakar, yine özlerim
deyip ayrılığına
dayanamaz kızlarının.
Aşkı doğa temiyle yoğurması ayrı bir
özelliğidir Makal’ın.
Rüzgârda
saçların uçuşuyordu
Topladım
öptüm
Ayaklarını
yıkıyordu dalgalar
Tutup
okşadım.
İzmit
toprağına sinmişti kokun
İçime
çektim.
Ray
uzuyordu ovalar boyu
Tekerler
dönüyordu
Tüm
doğa çağırdı da gitmedim
Senden
ses seda yoktu
Oysa
Gel
desen gelecektim !
*
Güle
fark atıyor tenin
Bütün
şarkılar senin
Onun
için seviyorum
Tahir
Kutsi Makal, Petek, Yelken, Maya, İnanç dergilerini yönetmiş, vefatına kadar
yayımladığı Tarla dergisiyle Türk halk kültürüne önemli hizmetlerde
bulunmuştur.
Beni
30. Sanat Yılımda tarlaya kapak yapan, pek çok şiir ve yazımı Tarla’da
yayımlayan ve aldığı ödüllerle de dikkat çeken Makal, ilk ödüllerini şiir
alanında almış; Müzik-San Vakfı’nın ve Turizm Yazarları Derneği’nin
başkanlığını yapan, bir süre Türk Edebiyatı Vakfı’nın genel sekreterlik
görevini yürüten Makal, “İstanbul
Sevdalısı” adlı şiir ile 1953’te, Fethin 500. Yılı Şiir Yarışması’nda
Birincilik Ödülünü ve 1955’te de Nasır dergisinin şiir yarışmasını 'Burası
Denizli' şiiriyle kazanmıştır.
Yüreği Atatürk sevgisiyle atan Makal,
Atatürk’e yazdığı şiirlerde bile:
Başında
devrimler ölmez ve büyük
Merhaba
Atatürk
Merhaba
!...”
biçiminde, içten,
samimi, candan halkça bir söyleyiş
sergilemiştir.
Fakir İşi adlı kitabında:
Bir baş soğan
Bir parça ekmek
Fakir işi
Dünya yansın, ne
çıkar ?
Yarım hasırım mı var
?”
biçimindeki ilk
şiirlerinine yer veren;
15
Haziran 1999’da İstanbul’da, 62 yaşında aramızdan ayrılan gazeteci, şair ve
yazar dostum Tahir Kutsi Makal, kendine özgü ilkeleri olan renkli bir kişiliğe sahipti.Fakir İşi,
Babanız Yine Âşık Çocuklar ve Öpkü adlı üç şiir kitabıyla şiir serüvenini
taçlandıran Tahir kutsi Makal’ı özlemle anıyorum. Işıklarda uyusun.
Petek Yay. İst. 1957 İnanç
Yay. İst. 1987 Maya
Yay. İst.1996
Edebiyat
dünyamızda hiçbir “izm” e bağlanmamış bir şair ve yazar olan Tahir Kutsi Makal,
şiirle başladığı edebiyat serüvenini röportaj, öykü ve romanlarıyla
taçlandırmıştır. Yazılarında Anadolu’nun iç kanamalarının şahlanışı sezilir.
Makal, Denizli, Tan, Yeni Gazete, Dünya,
Vatan, Ekspres, Tasvir, Son Havadis, Hergün, Ortadoğu, Güneş, Sabah
gazetelerinde; muhabir, haberler müdürü, yazar, sekreter, yazı işleri müdürü ve
genel yayın yönetmeni olarak çalışmış,
Petek, Yelken, Maya, İnanç, Tarla dergilerini yönetmiştir.
Hasandede Belediyesince Kırıkkale’nin
hemşehrisi olarak ilan edilen Makal’ın,
Şiirleri Şölen Kasetçilik tarafından “Ülkemin Güzelleri” adıyla kaset
yapılmıştır.
İlk
ödüllerini şiir alanında alan, aldığı
ödüllerle de dikkat çeken Makal, asıl önemli ödüllerini nesir alanında
almıştır.
1962-1963
dönemi Tasvir gazetesinde yayımlanan "İç Göç" adlı dizi yazısıyla
İstanbul Gazeteciler Cemiyeti'nce yılın gazetecisi seçilmiş, British Petroleum
Basın Armağanını kazanmış, hakkında
birçok yazarın:
-“İç Göç meseleleri cesaretle ve tam bir
gerçekci görüşle ele alan tek eser olmuştur.” Turhan Gürkan / VATAN
-“Tahir Kutsi, insanı sıkmadan okutmasını
biliyor. Yalın ve berrak bir dil.” Muzaffer Uyguner / ÇAĞRI
- “Tahir Kutsi Makal, Türkiye’ nin en büyük röportaj
yazarı.” M. Ali Yalçın / SON HAVADİS
-“Tahir Kutsi ‘ de çok olumlu ve dengeli bir
anlatım rahatlığı var.. Çok ilgimizi çekti.”
Tahir Alangu / KİM
-“Bir solukta, tatlı, rahat okunan bir eser
İç Göç, / Ilgıt ılgıt avutuyor kişiyi, acı acı da düşündürüyor..” Ahmet
Kabaklı
biçiminde görüş beyan
ettiği Makal, ödül olarak Avrupa gezisine gönderilmiştir. “Anadolu Toprağı”,
“Köy Öğretmeni”, “İstanbul”, “İç Göç” olmak üzere 4 bölümden oluşan eserde her
bölüm, kendi içinde çeşitli konuları işleyen özgün analizlerle dolu olup başlı
başına bir Anadolu destanıdır.
Avrupa
gezisinden sonra yazdığı Köylü Gözüyle Avrupa kitabı da ilginç eserlerinden
biri olarak dikkat çekmiştir.
Meydan Dayağı kitap olarak yayınlanmadan önce
1976’da dosya olarak katıldığı Peyami Safa Roman yarışmasında birincilik
ödülünü kazanmış ve 1977’de ilk romanı olarak yayınlanmıştır. Meydan Dayağı,
bir roman olmasına karşın gazeteci
üslubuyla röportaj havasında yazılmış
bir eserdir. Makal, Kurtuluş Savaşı’nda Ege Bölgesinde meydana gelen olayları
aydınlatacak biçimde anlatmıştır. Meydan
Dayağı genel olarak Denizli çevresinde gelişen "Denizli Vak'ası" diye
bilinen olaylar etrafında Demirci Mehmet Efe'nin özgeçmişine bağlanarak
aktarılmıştır. Roman tarihe uygunluğu, belgesel titizliği ve yoğunluğu ile
dikkatleri çekmektedir.
1978’de Kamyon romanıyla, Peyami Safa Roman
ödülünü almış, daha sonra bu romanının filmi de çekilmiştir. Kamyon,
Anadolu’nun 1960’lı yıllardaki yollarının durumunu ve bu yollarda yapılan
esrarengiz yolculukları anlatmaktadır. Roman, baştan sona akıcı, şiirsel bir
dille kaleme alınmıştır. Bir dağ köyünden sırtına yorganını vurarak iş bulmak
amacıyla yollara düşen bir köylü vatandaşın, yolda karşılaştığı bir kamyona
binmesiyle başlayan roman, yol maceralarıyla
süslendikten sonra, gene bir yol üzerinde, kar ve tipi nedeniyle
kayboluşun öyküsüdür. Bu yolculuk sırasında, trafik kazaları, terör, alkollü
sürücüler, yol boylarındaki konaklama yerleri ve kamyon şoförleri arasındaki
rekabetten birlikteliğe kadar tüm konular akıcı bir dille ele alınmıştır.
1985’te Folklor Araştırmaları Kurumu'nca,
İhsan Hınçer Türk Folkloruna Hizmet ödülüne lâyık görülen Makal, 1987’de Karadon kitabıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı
öykü ödülünü kazanmıştır.
Tahir Kutsi Makal’ın öykücülükte zirve bir
yazar olduğunu ortaya koyan eserlerden birisi olan Karadon’da;
Karadon, Son Durak, Baştan ayağa Aynur, İmece Emri, Sen Sen Sen, Namdar
Usta, Kendini Yargılayan Adam, Semer adlı sekiz öykü bulunmaktadır.
Kitaba
adını veren Karadon öyküsü, madencilerin
çileli yaşantısından kesitler sunulmuş, madencinin hırsı, heyecanı, sevgisi,
özlemleri, evliliği, aile ilişkileri ve iş ilişkileri Makal’a özgü bir
anlatımla dile getirilmiştir. "Anadolu'da
Turk Mührü" isimli eser, Anadolu'daki "manevi savaş"ı anlatmaktadır.
Haci Bektaş-i Veli, Ali Evren, Yunus Emre, Mevlâna gibi Turk bilginlerinin,
düşünürlerinin, âşıklarının, mimarlarının, Anadolu'ya "Türk mührü"
vurma cabaları, canlı bir biçimde dile getirilmektedir.
1997’de
İstanbul’da yayımlanan “Anadolu’da Türk Mührü” adlı eserindekiki ifadelere
göre, “Türkçenin Zenginliği” ve “Anadolu Birliği” konuları ile “Yunus Emre’yi
Yaşatan Toprak” başlığı etrafında ilgi uyandırıcı ve dikkat çekici görüşlere
yer verdiği görülmektedir: “Türk dili zengin dildir. İnsanların birbiriyle
anlaşmasını sağlayacak ölçüde olduğu gibi edebiyat dili olarak da zengindir.
Şairler ve yazarlar, duygu ve düşüncelerini Türkçe ile çok güzel
anlatabilmişlerdir.
Kaşgarlı Mahmut, ikiyüz yıl önce Türkçe’nin
öteki dillerden aşağı kalır yönü olmadığını “Divan ü Lügat-it Türk” isimli
eserinde savunmuştu, görüşünü kabul ettirmişti.
Türkler
düzenli, yerleşik yaşadıkları sürece medeniyette de önde gitmişlerdi. Uygurlar
matbaanın ilk mucidi idiler. Karahanlılar odundan kâğıt yapmasını biliyorlardı.
İpek işlemeciliği ve dokumacılıkta Türkler çok ileriydi. Çalışanların, kadının
sosyal hakkı o devirlerde hiçbir ülkede yokken, Türk Anadolu’ da vardı. İlk
grevi, Ankaralı ve Kastamonulu Türk dokumacı kadınları yapmıştı. Türk’ün akıncı
ruhu, Anadolu’yu baştanbaşa fethederken, yapıcı ruhu da Anadolu’nun fethedilen
her yerini kervansaraylar, hanlar, hamamlar, camiiler, medreseler,
şifahanelerle donattığı işaret edilmektedir.
Bir de Türk sinema klasiği olan “Hababam
Sınıfı” senaryosunda onun da katkısı olduğu, hem bir röportajında Rıfat
Ilgaz’ın ilk yazıldığı öyküyü beğenmeyip yeni baştan yazıp Rıfat Ilgaz’a
verdiği, “İnek Şaban”, ..... gibi lakapları uydurup öyküye yerleştirerek
hareket kazandırdığı, filmi çekilirken de Rıfat Ilgaz hasta olduğu için
senaryoyu tamamladığı ama hiç bir yerde sayiplenmediği tarafından açıklandığı
bilinmektedir.
Halk Edebiyatı çalışmaları dolayısiyle
kendisine "Fahri Doktorluk" ünvanı verilen Tahir Kutsi Makal, Halkbilim ve Edebiyat adlı bu eserinde bir
çok konuya ışık tutmakta, yeni yorumlar getirmektedir. Kitaptaki bazı konu
başlıkları şöyledir: Bizim Yunus - Pir Sultan'ın Köyü'nde, Gazi Aşık Hasandede
gerçeği, Aşık Veysel, Dadaloğlu'nun İskanı,
Avşar Ağıtları, Halk Şiirinin Yarını,
Aşıklar Kahvesi, Efsane adam
Hasan Bey, Zeybekliğin Kökeni, Türkiye
dışında Türk Halk Edebiyatı, Halk Şiirinde Çağdaş Yorum, Fırat Kıyılarında vb..
Karacaoğlan, Dadaloğlu Köroğlu, Hasan Dede,
Zaralı Âşık Adem, Aşık Veysel’in Dünyası” gibi pek çok eser kazandıran, Yazı ve
şiirlerinde KKTC’ye ayrı bir özen gösteren 15 Haziran 1999’da İstanbul’da, 62
yaşında aramızdan ayrılan gazeteci, şair ve yazar dostum Tahir Kutsi Makal,
kendine özgü ilkeleri olan renkli bir
kişiliğe sahipti. vefatının 27. Yılında
özlemle
anıyorum. Ruhu şad olsun.
Kıbrıs’ta Denktaş’la
Eserlerinden
Bazıları:
Ağaoğlu Yay.
İst.1964 Mayataş Yay. İst. 1971 Ötüken Yay. İst. 1977 Kıraçlı Yay. İst. 1978
İnanç Yay. İst. 1979 İnanç Yay İst.1982 İnanç Yay. İst. 1979 Toker Yay.İst. 1990