Anasayfa Genel Ekonomi Spor Sağlık Kültür/Sanat Eğitim Resmi İlanlar Seri İlanlar İletişim
 
Bakan Koca, Tokat ta bir hastanın kötü muamele gördüğü özel hastanenin faaliyetlerinin durdurulduğunu açıkladı
             
     

Tokat ta özel hastanede skandalaaa
Tokat’ta faaliyet gösteren Medicalpark Hastanesinde sağlık skandalı yaşandı. Bilinci yerinde olmayan felçli hastaya biri kadın biri erkek olmak üzere iki hemşire şiddet uyguladı. Hemşireler cihazlara bağlı olduğu halde hastanın çarşafla yüzünü kapatıp elleriyle ağzını ve boğazını sıktı. Şoke eden görüntüler kameraya anbean yansırken yaşananlar vicdanları sızlattı. Tokat’ta faaliyet gösteren Medicalpark Hastanesinde yaklaşık 5 ay önce çekilen hastaya yönelik şiddet görüntüleri gündeme bomba gibi düştü. Hasta yakınları tarafından tesadüfen çekilen görüntülerde iki yoğun bakım hemşiresi bilinci yerinde olmayan felçli bir hastaya şiddet uygularken görüntülendi. Görüntülerde biri kadın biri erkek iki hemşire cihazlara bağlı olarak bilinçsizce yatmakta olan erkek hastanın çarşafla yüzünü kapatıp elleriyle ağzını ve boğazını sıktıkları, parmaklarıyla gözüne baskı uyguladıkları görüldü. Hasta yakınları tesadüfen çekti Tokat’ta faaliyet gösteren özel bir hastanede 6 Temmuz tarihinde yaşanan olayda, Fransa’da yaşayan M.A. (62) tatil için geldiği Tokat’ta beyin kanaması geçirdi. İlk müdahalesi Devlet Hastanesinde yapılan M.A. yakıları tarafından özel hastaneye nakledildi. Burada yapılan operasyonun ardından yoğun bakım servisine alındı. Yakınları yoğun bakımda olduğu için görmelerine izin verilmeyen hastalarını, yoğun bakım kamerasının görüntülerinin yayınlandığı servis dışındaki ekrandan izlemek istedi. Ekrana baktıklarında işe şok geçirdiler. Yoğun bakım hemşirelerinin yakınlarına şiddet uygulandığını görünce ekran kaydını alarak müdahale ettiler. Yaşadığı şiddeti izlediği görüntülerden öğrendi Tedavisi devam eden M.A.’ya uğradığı şiddet uzun süre söylenmedi. M.A. iyileşmeye başlayınca yakınları tarafından görüntüler kendisine izletildi. M.A. soluğu Tokat Cumhuriyet Savcılığında aldı. Ancak şikayeti üzerinde “Kovuşturmaya yer yoktur” kararı verilerek geri çevrildi. Bu kez Sağlık Bakanlığına şikayette bulunarak Tokat Cumhuriyet Savcılığına yeni bir suç duyurusunda daha bulundu. Bu sırada hastane yetkilileri iki personeli işten çıkarttı. İHA mağdura ulaştı Tokat’ta yetkili merciler olayı sır gibi gizlese de İHA mağdur M.A’ya ulaşmayı başardı. M.A. yaptığı açıklamada, olayın üzeri kapatılmak istense de hukuki haklarını sonuna kadar aramakta kararlı olduğunu söyledi. M.A. yaptığı açıklamada, “Felç geçirdim. Ambulansla Devlet Hastanesine geldim. 3 gün kaldım daha sonra Medicalpark Hastanesine sevk ettiler. Orada da 13 gün kaldım. Şiddet gördüm. Yaşadıklarımı görüntüleri izledikten sonra öğrendim. Kendime geldikten sonra izledim görüntüleri. Psikolojim bozuldu. Şikayetçi oldum ama bir şey çıkmadı. Takipsizlik kararı var. Delil yok denildi. Davayı düşürdüler. Hukuk mücadelemi sürdüreceğim. Ne gerekiyorsa o yapılsın. Bir bayan geldi bana kötü davrandı, bağırdı, çağırdı. Daha sonra hemşire geldi. Oda ağzıma bastı. Boğmaya çalıştı. Gözümü çıkarmaya çalıştı. Baldırıma devamlı darbe atıldı. Ameliyattan önce baldırım simsiyah olmuş. Bayram günü çocuklar ziyaretime geldiler. Olayı bayram günü yaşadık. Ben onları görmedim, onlar kameradan beni izliyorlarmış. Hemşire geldi. Darp etti. Elime ayağıma vurdular. Sağlık Bakanlığına dilekçe yazıp verdik. Cevap bekliyorum. ‘Bunda bir şey yok. Yara yok’ dediler.” şeklinde konuştu.iha


ZİLE DE CUMHURİYET COŞKUSU
       29 Ekim Cumhuriyet Bayramı tüm yurtta olduğu gibi  Zile'de de coşkuyla kutlandı. Cumhuriyetimizin 99. yıldönümü kutlamaları 28 Ekim 2022 Cuma günü 15 Temmuz Demokrasi Meydanı'nda bulunan Atatürk Anıtı'na Kaymakamlık Makamı, Belediye Başkanlığı çelenklerinin sunulmasıyla başladı. Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve bütün Türk büyüklerimizin, Aziz Şehitlerimizin manevi huzurunda bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu, İstiklal Marşımız eşliğinde Şanlı Bayrağımız göndere çekildi.        29 Ekim 2022 Cumartesi günü saat 10.00'da tebrikler İlçemiz Kaymakamı Mehmet Ali Akyüz tarafından kabul edildi. Zile Borsa İstanbul Anadolu Lisesi tarafından hazırlana Hasan Sevinç Kapalı Spor Salonu'ndaki tören saat 10.30'da başladı.        Günün anlam ve önemini belirten konuşma Kaymakamımız Mehmet Ali Akyüz tarafından yapıldı. Akyüz konuşmasında "Saygı Değerli protokol, çok kıymetli hemşehrilerim, sevgili öğrenciler milletimizin ezelden ebede uzanan tarih yolculuğunda çok önemli bir dönüm noktası olan ve önümüzde yepyeni ufuklar açan Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun 99. yılını milletçe kutlamaktayız.        Cumhuriyet Türkiye'nin çağdaş ve demokratik bir ülke olarak varlığını ve gelişimini sürdürmesinin en önemli güvencesidir. Atatürk ilke ve inkılapları ışığında Cumhuriyetin tüm değerleriyle gelecek kuşaklara aktarılması ve sonsuza kadar yaşatılması ortak sorumluluğumuzdur.          Aziz milletimiz bu inanç doğrultusunda kendisini çağdaş dünyayla buluşturan Cumhuriyeti korumaya ve yaşatmaya kararlıdır. Cumhuriyet ve kazanımlarıyla ülkemiz çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmış, gelişmiş ülkeler arasında haklı yerini almıştır. Cumhuriyetin kazanımlarıyla bulunduğumuz coğrafyada refah ve istikrar abidesi olarak Türkiye Cumhuriyeti'nin yıldızı parlamaktadır. Cumhuriyetimiz kimsesizlerin kimsesidir. Bu felsefeyle Anadolu'nun dört bir yanında vatandaşımız bu birlik etrafında kenetlenmiştir.Türkiye Cumhuriyeti aynı zamanda dünyanın mazlum ve mağdur milletleri için ilham kaynağı olmuştur. Bizlere düşen ülkemizin daha ileri noktalara taşınması için daha çok çalışmalı birlik ve beraberliğimizi pekiştirmeliyiz.        Sözlerimin sonunda milletimizi aynı coşku ve duygu ile birleştiren Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını vatanımızın bölünmez bütünlüğü için vefat eden şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum, kahraman gazilerimize sağlıklı ve uzun ömürler diliyorum. Cumhuriyet Bayramınızı tebrik ediyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum" dedi.        Sırasıyla halk oyunları gösterisi sergilendi, Borsa İstanbul Anadolu Lisesi öğrencileri tarafından şiirler okundu, oratoryo, müzik dinletisi gerçekleştirildi. Zile Gençlik ve Spor  İlçe Müdürlüğü taekwondo ekibinin gösterileri sunuldu. İlçemiz okulları arasında yapılan "Cumhuriyet ve demokrasi" konulu şiir, resim, kompozisyon yarışmalarında dereceye giren öğrencilere ödülleri verildi. Kutlama programı tören geçişi ile sona erdi.        29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlama programına İlçemiz Kaymakamı Mehmet Ali Akyüz, Zile Belediye Başkanı Şükrü Sargın, İlçe J.K.Vekili J. Teğmen Oğuzhan Yıldız, İlçe Emniyet Müdürü Bilal Kürşad Kılıçarslan, daire amirleri, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri, öğretmenler, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı.


Başkan Sargın: Yerel tohumlarla tarımı desteklemeye devam edeceğiz
Zile Belediyesi destekleri ile 3 bin 584 kilogram ata tohumu Karakılçık Buğdayı çiftçilere dağıtıldı.   Zile Belediye Başkanı Şükrü Sargın, ‘’ Zile Belediyesi olarak kırsalda hizmet etmeye, kırsaldaki vatandaşlarımızın yanında olmaya ve yerel tohumlarla tarımı desteklemeye devam edeceğiz’’   Zile Belediyesi tarafından desteklenen ve 2022 yılında hasadı yapılan ata tohumu Karakılçık Buğdayı’nın ilçede yaygınlaştırılması için çalışmalar devam ediyor. Zile Belediyesi tarafından düzenlenen tören ile 3 bin 584 kilo tohum ekilmek üzere çiftçilere dağıtımı yapıldı. Bin yıllık ata tohumunun dağıtım törenine Zile Belediye Başkanı Şükrü Sargın, Zile Ziraat Odası Başkanı Orhan Yüksel, çiftçiler ve vatandaşlar katıldı.   Bin yıllık ata tohumunun Zile ilçesinde yetiştirilmesi için çalışmalara devam ettiklerini belirten Zile Belediye Başkanı Şükrü Sargın, “İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in destekleri ve Belediyemizin katkılarıyla ekimi yapılan Karakılçık Buğdayımızın 2022 yılında hasatını gerçekleştirdik. Bin yıllık ata tohumu olan Karakılçık Buğdayını yaşatmak ve yaygınlaştırmak için Zile Belediyesi olarak tam destek vererek, daha da yaygınlaşması için proje çalışmalarımız devam ediyor.  Pandemide ve sonrasında tüm Dünya’da en önemli konulardan bir tanesi de gıda arz güvenliği oldu.  Gıdaya ulaşmada birçok ülke zorluk çekti.  Bu vesileyle Zile gibi geniş tarım arazilerine sahip, iklim bakımından elverişli bu bölgelerde çok önemli bir misyonumuz var. Bu projeyi sürdürebilmek için kendimize özgü bu tür tohumlarla elde ettiğimiz ürünleri ihtiyaç duyan insanlara sunmamız gerekiyor. Bu açıdan bu çalışmayı önemsiyoruz. İlçemizin gelişmesi açısından turizm ve tarım odaklı çalışmalarımız devam edecektir. Zile Belediyesi olarak kırsalda hizmet etmeye, kırsaldaki vatandaşlarımızın yanında olmaya ve yerel tohumlarla tarımı desteklemeye devam edeceğiz’’ dedi.


ZİLE TŞO BASKANI NECATİ BİCE VE EKİBİ GÜVEN TAZELEDİ
Zile Ticaret ve Sanayi Odası hizmet binasında, 1 Ekim 2022 Cumartesi günü, İlçe Seçim Kurulu nezaretinde   gerçekleştirilen seçimde, mevcut Başkan Necati Bice'nin listesi güven tazeledi.        Resmi olmayan sonuçlara göre; Başkan Bice, çıkarmış  olduğu beyaz  listeyle tüm meslek komitelerinin  galibi oldu. Başkan Bice'nin karşısında rakip liste olmamasına rağmen, seçme hakkı olan üyesinin  % 60  oyunu alarak, aynı zamanda çok yüksek katılımlı  bir seçime de imza attı.         Seçim sonunda Zile Ticaret ve Sanayi Odası'nda konuşan Bice, üyelerinin teveccühleri ile bugün meslek  komitelerinin tamamında kazanmış olduklarını duyurdu. Ayrıca % 60 katılım oranının kendileri için önemli  olduğunu belirtirken, tek aday düşüncesi ile  gelmemezlik yapmayan, demokratik hakkını sonuna kadar kullanan,  yanında olan tüm  üyelerine minnettar olduğunu dile getirdi.        Başkan Bice; ülkemizin çok değerli kurumlarından olan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'ni oluşturan 365  oda ve borsanın yöneticilerinden biri olmanın sorumluluğunun farkında olduğunun ve bu sorumluluk çerçevesinde  “Güçlü Ekip Güçlü Kadro” sloganıyla çıktığı yolda; önceki dönem olduğu gibi, bu dönemde üyelerinin yanında  olacağının altını çizdi.          Başkan Bice konuşmasını “Odamıza sahip çıkan, sorumluluk ve vefa örneği göstererek gelip oy kullanan  bütün üyelerimize, seçimlerimizin  sağlıklı bir şekilde neticelenmesi için katkı veren İlçe Seçim Kurulumuza,  şahsıma güvenerek benim ve ekibimin yanında olan dostlarıma ve arkadaşlarıma sonsuz şükranlarımı  iletiyor, Zile halkına ve iş dünyamıza sonsuz sevgi ve saygılarımı sunuyorum” diyerek sonlandırdı.    


CÖNKLERİN TOZLU SAYFALARINDA UNUTULAN VE NAMELERİNİ ARAYAN ZİLE TÜRKÜLERİ Dr. Mehmet YARDIMCI
Yazının bulunmasından önce her ulusta olduğu gibi Türk ulusunda da oldukça güçlü sözlü edebiyat geleneği vardır.  Bu edebiyat geleneğinin ürünleri şölen, yuğ, sığır vb. adlarla anılan törenlerle yaygınlaşmış ve topluma mal olmuştur. Şaman, kam, oyun baksı, ozan gibi   adlarla anılan kişiler ilk edebi türlerin üretici ve uygulayıcılarıdır. İlk şiirleri oluşturup kopuz adı verilen sazı devreye sokarak yarattıkları müzikli söyleyişler türkülerimizin ilk biçimlerini oluşturmuştur. Bu nedenle türküler edebiyatımızın ilk ürünleri sayılmalıdır. Kam, baskı, ozan gibi sanatçılar müzik eşliğinde oyun türküleri ve şiirler okurken konu olarak kimi zaman efsanevi olayları, kimi zaman da dini ve toplumsal konuları dile getirerek ta başında türküleri şekillendirmişlerdir.  Şekillenen bu türküler, değişik Türk kavimlerinde aynı şeyi ifade etmek üzere farklı adlarla anılmıştır. Türkü için Azerbaycan’da mahnı, Başkurtlarda halk cırı, Türkmenlerde halk aydımı, Kırgızlarda eldik, Özbeklerde halk koşigi, Uygurlarda nahşa gibi  sözcükler kullanılmıştır.  Değişik Türk boylarında farklı sözcüklerle ifade edilen türkü kavramının  Türke özgü anlamına gelen Türkî sözcüğünden türediği görüşü yaygındır.  Türkü için yapılan bütün tanımlar da bu ortak noktada birleşmektedir.  Türk halkı Orta Asya’daki sosyal yaşamından kaynaklanan müzikten hiç kopmamış, halka halka genişleyip çeşitlenen ve yeni biçimlere bürünen müzik zevki hep varlığını korumuştur.  Oyunlarda, düğünlerde, şölenlerde, savaşlarda hep müzik yerini almış, duygu ve düşünceleri kamçılayıcı görev üstlenmiştir.  Türk halkının her gittikleri yere bu geleneği taşıdıkları gerçeği, Anadolu’nun yanı sıra Balkan türkülerinin canlılığında sergilenmektedir.  Türkler İslamiyeti kabulle,  sazın ana yapısını bozmadan  tür ve sistemlerini geliştirerek sesi, sazı ve ezgisiyle İslamiyete dayalı Türk müziğini oluşturmuşlardır.  İslamiyete dayalı Türk müziğinin bünyesinde şiirimiz yeni bir şekle girmiş, ilâhi, âyin, tapuğ, hikmet, münacat, devriye  vb. dini, tasavvufi türler ortaya çıkmıştır.  Mevlevîler, tasavvuf müziğini kuralcı topluluk müziğinin bir kolu olarak almışlar, Türkçe sözlü  âşık müziğine âyinlerde yer vermeyip âşığı tekkelerin dışına itmişlerdir. Âşıklara Alevi ve Bektaşi tarikatları sahip çıkarak edebiyatımızda deme, nefes, şathiye, duvaz gibi  yeni türlerin oluşmasına neden olmuşlardır.  Bunların yanı sıra din dışı konulardaki âşık şiiri de güzelleme, taşlama, ağıt koçaklama  adları altında şekillenmiştir.  Türkü ise  topluluk içindeki acıları, sevinçleri, aşkları konu alan ve her çeşit şiir biçimiyle, uzun ya da kırık hava şeklinde söylenen en yaygın halk müziği türü olarak gelişimini sürdürmüştür.  Dertlerimize yoldaş, gizli sevdalarımıza sırdaş olan  türkülere ilgimiz  gençlik   hatta çocukluk yıllarımızda  başlar.  Ne zaman bir köy türküsü duysak içimiz burkulur, nice anılar depreşir yüreğimizde.   Anadolu halkı türkülerle yatmış, türkülerle kalkmış, acısı sevdası  dillere destan olup dört bir yana yayılmıştır.  Anadolu insanı çocuğunu türkülerle büyütür. Anaların beşik ardında ünlediği  ninniler, nice özlemleri, nice dilekleri dile getiren namesi kendine özgü sazsız türkülerdir.  Anadoluda genç,  bağlamasıyla yoldaş olup sevdalarını, gizli sırlarını telin ucundan seslendirir. Yaşamın her aşaması türkülerde en çarpıcı ifadelerle yansır.  Acı günlerde ağıt, evlenmelerde kına türküsü, kahramanlık günlerinde koçaklama, yaşamın çeşitli durumlarında gurbet türküsü, iş türküsü, hapishane türküsü olup oyar yürekleri. Kimi zaman esen yelden, kimi zaman turnalardan yararlanır sesinin ulaşması için dilediğine.  Türküler, halkın yaşam savaşının dile ve tele dökülen yansımasıdır.  Halkımız türkülerle ağlamış, türkülerle gülmüş, yüreğini türkülerle dışa vurmuştur.  Türküler genellikle bir olay sonucu doğar.  Önemli bir olay sonucu duygulanma türküyü yaratır. Bu  nedenle her türkünün bir nikâyesi vardır.  Cahit Öztelli'nin dediği gibi "Beşikten mezara kadar her türlü günlük yaşantı olayları türkü yakılmasına neden olabilir."   Hızır Paşa'nın Pir Sultan'ı zındana attırması olayı;  "Yürü Bre Hızır Paşa Senin de çarkın kırılır" türküsünü, 1315 doğumluların  Kurtuluş Savaşı'na gidişleri; "Hey Onbeşli onbeşli Tokat yolları taşlı" türküsünü, bir ananın bebeğinin çamdan yapılmış bir beşikte yitirmesi olayı; "Bebeğin beşiği çamdan Yuvarlandı düştü damdan" türküsünü, küçük bir çocukla evlendirilen genç kızın olayı; "Sabah olur çocuk gider oyuna Oynar oynar taş doldurur koynuna"  türküsünü,  Kızılırmak'ta bir gelinin boğulması olayı; "Kızılırmak nettin allı gelini"  türküsünü  yaratan olaylardandır.   Türkünün doğuşuna neden olan olay  kimi zaman gerçek ve yaşanan bir olay olduğu gibi kimi zaman da özlem, yurt sevgisi, doğa sevgisi, dini duygular ve kahramanlık duygularının ön plana çıkması sonucu da olmaktadır. Kimi türküler de halk hikâyelerinden ve âşıklardan halka geçmekte, bir süre sonra türküdeki kişisel izler silinip halkın ortak malı olmaktadır. Âşık Garip, Kerem ile Aslı, İlbeylioğlu gibi halk hikâyelerindeki bazı türküler bunlardandır. Hikâyeleri bilinen pek çok olaylı türkü vardır. Bunlardan; Elazığ türkülerinden Çayda Çıra Yanıyor, Boş beşik, Muğla türkülerinden Ormancı (Çıktım Belen Kahvesine) ve   Bodrum Hakimi,   Bitlis türkülerinden Bitlis’te beş minare, Bolu türkülerinden Halimem, Fatsa türkülerinden Hekimoğlu, Ankara türkülerinden  Misket, Nazilli türkülerinden Yörük Ali, Malatya türkülerinden Fırat Kenarı, Sarı Kurdelem, Kastamonu türkülerinden Sepetçioğlu, Sivas türkülerinden Kızılırmak, Silifke türkülerinden  Ham Çökelek, Muş türkülerinden Havada Bulut Yok, Tokat türkülerinden Bağa Gel Bostana Gel ve Minarede Taş mı Olur, Almus türkülerinden Burçak Tarlası,  İzmir türkülerinden İzmir’in Kavakları  sadece birkaçıdır.  Kimi türküler de başka yörelerde yakıldığı halde olayla ilgili bir yer adı geçmesi nedeniyle o yöreye bağlanmaktadır. Örneğin, Bursa’nın Ufak Tefek Taşları  türküsü Bursa türküsü değildir. Yine Bursa’da yakılan Cezayir Türküsü Cezayire bağlanmamalıdır.  Kastamonu’da yakılan Çanakkale İçinde Vurdular Beni türküsü Çanakkale türküsü olmadığı gibi Zile’de yakılan Hey Onbeşli Onbeşli türküsü de Tokat  türküsü değildir. Türkünün yakıldığı yer ve o yerdeki olay, olayın hikâyesi önemlidir.   Türküyü il bazına bağlamak doğru değildir. Bu günün ilçesi yarının ili olmaktadır.  Âşığı bilinen kimi türküler de mahlası okunmayınca anonimleşmektedir. "Fırgatlı fırgatlı ne inilersin Allı turnam sinen parelendi mi"  biçiminde  başlayan Esirî'ye ait bir deyiş son dörtlük söylenmediği için zamanla âşığın adı unutulmuş ve samah havasında okunan anonim bir türkü olarak halka malolmuştur.  Kimi türküler de okuyucuların bazı sözcüklerin anlamını bilmeyişi nedeniyle değiştirerek okumaları sonucu gerçek anlamını yitirmektedir.   Dert ehli olanlar dergâha gelir Elbette arayan dermanın bulur Sadık der ki kimde ne var kim bilir Geşt ü güzâr ettim elde neler var dörtlüğündeki  gezme-tozma anlamındaki  geşt ü güzar ettim sözü kimilerince  çekti gülizar etti  biçiminde okunup anlam yitirilmektedir.  Kimi türküler de farklı kaynaklarda değişik kişilere maledilerek okunmaktadır. Bu konuda Halil Atılgan çok önemli saptamalar yapmıştır.   Örneğin: El çek tabip el çek yaram üstünden dizesiyle başlayan Tokat türküsü kimi kaynaklarda Emrah, kimilerinde de Veli adına kayıtlıdır.  Gönül gurbet ele varma  dizesiyle başlayan Gaziantep türküsü kimi kaynaklarda Sefil Ali, kimilerinde Emrah, kimilerinde de  Karacaoğlan adına kayıtlıdır. Gafil gezme şaşkın bir gün ölürsün    dizesiyle başlayan türkü de Kul Himmet Üstadım, Pir Sultan Abdal ve Teslim Abdal adına üç değişik kaynakta görülen türkülerdendir. Kimi türküler de cönklerde  Türkü adıyla kayıtlı olup uzun süre söylenmediği için namesi unutulduğundan  düz bir şiir gibi durmaktadır. Oysa bu türküler kim bilir âşığının ne derdinin, ne çilesinin, ne sevdasının tercümanı olmuş, ne yürekten söylenmiş türkülerdir.  Cönklerin tozlu sayfalarında unutulan  ve söz yerinde ise namelerini arayan türkü sayısı  oldukça kabarıktır. Özel arşivimde bulunan Zile kaynaklı  Kirampalı Davulcuoğlu Bin Memet tarafından 19. yüzyıl başlarında tutulan bir cönkte çok sayıda Zile türküsü bulunmaktadır.  Kaynaklarda yer almayan bu türküler şunlardır: Arifi’nin ilk dörtlüğü:  Boyunu benzettim selvi dalına  Mail oldum hallerine ey güzel Cemalin vasfına yandım yakıldım  Pervaneyim yollarına hey güzel biçiminde başlayan türküsü ile yine ilk dörtlüğü: Dostum beni niçin zarıncıdırsın  Verdiğim ikrardan dönen değilim Senden başkasına meyil vermedim  Uçup daldan dala konan değilim biçiminde olan türküsü; ilk dörtlüğü: Gönül arzuluyor gül yüzlü yari  Gözetirim geleceği yolları Cihanın ihyası sebebi varı  Senden gayrı gözüm görmez elleri biçiminde olan türküsü;Zileli Fevzî’nin ilk dörtlüğü: Sabreyle ey gönül çile dolmamış  Erersin visale bir zaman olur Kim ki sabreyledi maksudun buldu  Elbet de bir gün şaduman olur biçimindeki türküsü; Halili’in ilk dörtlüğü: Bir selam göndermiş yar gelsin diye  Gitmek bir şey değil ayrılık çetin Göğsümden geriye çekmesin diye  Çekmek bir şey değil ayrılık çetin biçiminde olan ve yedi dörtlükten oluşan türküsü;Hamdi’nin ilk dörtlüğü: Erişti nev-bahar açıldı güller  Eyle şimden gerü zâr sarı bülbül Bağrıma kâr etdi ol şirin diller  Yakdı ciğerimi nâr sarı bülbül olan türküsü ile ilk dörtlüğü: Yine bir ayrılık düşdü serime  Aşayım gideyim dağlar dumanlı Bir ber-güzar vereyidim yârime  Bu günlerde ayrılacak zaman mı olan türküsü ve yine Hamdi’nin ilk dörtlüğü: Bir gönül düşürdüm çeşm-i âhuya  Cemali hüsnüne divane oldum Aşk ile bend oldum ol mâh-ı rûya  Kaşları hilâle giryâne oldum biçimindeki türkü;Kul Yusuf’un ilk dörtlüğü: Açılsın gönlümün baharı yazı  Âşık olanların gamlıdır sazı             Ölürsem şehidim ölmezsen gazi  Vermişim yoluna seri sevdiğim  gibi olan türküsü; Zileli Sıtkı’nın ilk dörtlüğü: Ayrılık zamanı geldi sultanım  Yakar bu sinemi nâr dertli dertli Ah ettikçe kara batım sızılar  Ağlayıp edelim zâr dertli dertli olan türküsü ile ilk dörtlüğü: Efendim gurbette çekerim âhım  Yari yaranımı göresim geldi Yüzü şems ü kamer gözleri mâhım  Canım parçasını göresim geldi biçimindeki türküsü ve: Seher yelidost eline varırsan  Selam söyle sultanıma hanıma Fırsat bulup divanına durursan  Halimi arz eyle kerem kânına türküsü; Zile’nin en eski âşıklarından Talibî’nin ilk dörtlüğü: Cemalin seyredip meyil vereli  Sen ateş bırakdın özüme dilber. Sual etmen bu bendene nereli,  Tütüyor hayalin gözümde dilber. türküsü; Zileli Ceyhunî’nin: Akıl beri gel beri gel  Bir gönüle nazar eyle Ağız söyler kulak dinler  Öten dile nazar eyle türküsü, Zileli Kâmil’in ilk dörtlüğü: Ben o nazlı yârden uzak düşeli  Yâralı gönlümden gam eksik değil  Zile’den ayrılıp yanıp pişeli  Yaramın üstünden em eksik değil olan türküsü arşivimizdeki cönklerde yer alan ve türkü adı ile kayıtlanmış deyişlerdir. Umarım işin ehli birileri çıkar da elde sözleri bulunan ve Türkü adı ile kaydedilmiş Zile türkülerini yöre tavrı içinde havalandırır ve halk türküleri repertuvarına önemli bir katkı koyar.   


30 Ağustos Zafer Bayramı Zile de coşkuyla kutlandı
Tüm yurtta olduğu gibi ilçemizde de 30 Ağustos Zafer Bayramı ve Türk  Silahlı Kuvvetleri Günü’nün 100. yılı coşkuyla kutlandı.         30 Ağustos 2022 Salı günü saat 09.30'da Kaymakamlık Makamı’nda  ilçemiz Kaymakamı Mehmet Ali AKYÜZ tarafından tebrikler kabul edildi. 15  Temmuz Şehitler Meydanı’ndaki tören saat 10.00'da başladı. Atatürk  Anıtı’na Kaymakamlık Makamı çelengi Kaymakam Mehmet Ali AKYÜZ,  Belediye Başkanlığı çelengi Zile Belediye Başkan Yardımcısı İbrahim  CEYHAN tarafından sunuldu. Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Gazi  Mustafa Kemal ATATÜRK ve bütün Türk büyüklerimizin, Aziz Şehitlerimizin  manevi huzurunda bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu, İstiklal  Marşımız eşliğinde Şanlı Bayrağımız göndere çekildi.        Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN'ın 30 Ağustos Zafer Bayramı  mesajı okundu. Okunan mesajda "Sevgili vatandaşlarım; Bugün, Büyük  Zafer'in 100. yıl dönümüne ulaşmanın haklı gururunu yaşıyoruz.                   Milletimizin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde ki kardeşlerimizin ve  dünyanın dört bir yanında hayatlarını idame ettiren tüm vatandaşlarımızın  30 Ağustos Zafer Bayramı’nı tebrik ediyorum.         Bayram sevincimizi paylaşan tüm dostlarımıza şahsım, ülkem ve  milletim adına teşekkür ediyorum.        Tarihi şanlı zaferlerle dolu milletimiz, her türlü yokluk ve imkânsızlığa  rağmen yürüttüğü kurtuluş mücadelesini, 30 Ağustos 1922'de kesin ve  tartışmasız bir zaferle neticelendirmiştir.        Büyük Zafer'le birlikte bugün üzerinde özgürce yaşadığımız toprakların  ebedi ve ezeli vatanımız olduğu bir kez daha tescil edilmiştir.        30 Ağustos, esaret ve hürriyet arasında bir tercihe zorlandığında Türk  Milleti'nin neleri başarabileceğinin, nelerden vazgeçebileceğinin en açık  ıspatı olmuştur.       Milletimiz, düşman boyunduruğu altında bir gün bile kalmaktansa,  ölümü öldüren bir cesaretle şehadete yürümüş, istiklal ve istikbaline sahip  çıkmıştır.       Son olarak 15 Temmuz gecesi yaşananlar, Büyük Taarruz'a ilham veren  sarsılmaz iradenin kalplerde halen canlı olduğunu tekrar göstermiştir.       Türkiye, mazisinden aldığı güçle, aydınlık ve müreffeh geleceğini inşa  etme yolunda emin adımlarla ilerlemektedir.       Tüm insanlığı derinden sarsan koronavirüs salgınını başarıyla yöneten  ülkemiz, küresel ekonomik krizi de fırsata çeviren adımlar atmaktadır.       Artan üretim kapasitesi, her ay rekorlar kıran ihracatı, savunma  sanayiinde hayata geçirdiği projeleri ve bölgesel sorunların çözümünde  üstlendiği sorumluluklarla Türkiye, yeni dünya sisteminde hak ettiği yeri  almaktadır.       Cumhuriyetimizin 100'üncü yaşını kutlayacağımız 2023, inşallah büyük  ve güçlü Türkiye'nin inşasını müjdelediğimiz yeni bir milat olacaktır.         Bu düşüncelerle Cumhuriyetimizin banisi, Büyük Taarruz'un  Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal'i ve silah arkadaşlarını minnetle yâd  ediyorum.       Vatanımız uğruna bir gül bahçesine girercesine toprağa düşen aziz  şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyor, gazilerimizi şükranla anıyorum.       Şehitlerimizin ruhu şad, mekanları cennet olsun.       30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun”  denildi.        Türk Silahlı Kuvvetleri adına günün anlam önemini belirten konuşmayı  İlçe Jandarma Komutanlığı’nda görevli J. Astb. Kd. Çvş. Yasin AYDIN yaptı.  Aydın konuşmasında "Sayın Kaymakamım, sayın Belediye Başkanım,  sayın Başsavcım, başımızın tacı, gururumuz şehit aileler ile kahraman  gazilerimiz, değerli konuklar, sevgili Zile'liler. 30 Ağustos Zaferinin 100.  yılını kutlamak ve bu haklı gururu hep beraber paylaşmak maksadıyla  toplanmış bulunuyoruz. Bugün, 100 yıl önce 1922 yılında Kocatepe'de,  Dumlupınar'da, Afyon Ovası'nda sırtında mermi taşıyanların, silahını kapıp  cepheye koşanların, haksızlığa, zulme, esarete karşı mücadele edenlerin  ve ebedi Başkomutan Mustafa Kemal'in ilk hedef olarak gösterdiği  Akdeniz'e doğru ileri koşanların sel olup İzmir'e aktığı bir gündür.        30 Ağustos 1922 tarihi, Türk Ulusu’nun kendisini esir etmek isteyen,  yayılımcı ve istilacı güçlere karşı; kadınıyla, çocuğuyla, ordusuyla topyekün  verdiği bir savaş ile ulusal benliğini kurtardığı ve zafer destanını yazdığı  bir gündür. Ulusumuzun tarihi, her sayfası altın harflerle yazılmış  destanlarla doludur.        Bu destanların yazarları; Niğbolu'da, Çaldıran'da, Mohaç'ta,  Çanakkale'de Kahramanmaraş'ta, İnönü'de, Sakarya'da, Afyon'da ve  İzmir'de bir gül bahçesine girercesine kara toprağa girmiş kahraman  şehitlerimiz ile kıymetli gazilerimizdir.             Tarihimizin şeref sayfalarından biri de bundan 100 yıl önce 26 Ağustos 1922 günü, sabah saat 05.30'da dualar eşliğinde Türk topçusunun  haykırışlarıyla Afyon Kocatepe'de başladı. Bütün işgalci güçlerin destek  verdiği yunan ordusu, arkasındaki dev ülkelerin desteğine rağmen çaresiz  kaldı. Bütün olasılıklar düşünülerek titizlikle hazırlanmış plan, şahlanmak  için emir bekleyen Türk evladının ruhuyla bütünleştiğinde geçilmez denilen  cepheler geçilmiş, yıkılmaz denilen mevziler yıkılmış ve 10 gün içerisinde  400 km lik mesafe sel olup aşılarak İzmir'e ulaşılmış ve en nihayetinde 30  Ağustos günü yunan ordusu kıskaca alınarak bozguna uğratılmıştır.        Sayın Kaymakamım, değerli konuklar, mazisi şan ve şerefle dolu bir  milletin çocukları olarak, bu zaferle ne kadar övünsek azdır. Çünkü her  evresiyle düşünülmüş, hazırlanmış, yönetilmiş ve zaferle sonuçlandırılmış  olan bu harekat Türk Milleti’nin ve bağrından çıkardığı ordusunun yüksek  kudret ve kahramanlığını bir kez daha kanıtlamıştır.        Türk Milleti’nin özgürlük ve bağımsızlıkla mücadelesinin ölümsüz bir  abidesi olan 30 Ağustos Zaferiyle milletimizin aydın, mutlu ve müreffeh  geleceği garanti altına alınmıştır. Yurdumuzu, kanlarını ve canlarını seve  seve feda ederek bizlere emanet eden, 30 Ağustos Zaferi ile tarihten  silinmek istenen milli varlığımızı yok olmaktan kurtaran ve bizlere  Cumhuriyetimizi armağan eden Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK  ile dava arkadaşlarını ve vatan toprağının bedelini canları ile ödeyen aziz  şehitlerimizi bir kez daha rahmet ve sevgi ile anıyor, Kahramanlıklarıyla  destanlar yaratmış gazilerimize şükranlarımızı sunuyoruz.        Tarihimizin şanını, Atalarımızın yüceliğini, ordumuzun cesaretini,  Türk'ün karşı konulmaz gücünü tüm dünyaya tek kelime ile anlatan  ebediyete kadar şan ve şeref ile anılacak 30 Ağustos Zafer Bayrmımız kutu  olsu. Arz ederim” dedi.        Zile Dinçerler Anadolu Lisesi öğrencisi Ömer Murat KURNAZ, Dinçerler  75. Yıl Anadolu Lisesi öğrencisi Gencay DENLER tarafından şiirler okundu.  15 Temmuz Şehitler Meydanı’ndaki törenin bitiminden sonra ilçemizdeki  şehitlik ziyaret edildi, burada dualar okundu.        Kutlama programına ilçemiz Kaymakamı Mehmet Ali AKYÜZ, Belediye  Başkan Yardımcısı İbrahin CEYHAN, İlçe Jandarma Komutanı J. Bnb.  Erhan ARSLAN, İlçe Emniyet Müdürü Bilal Kürşad KILIÇARSLAN, daire  amirleri, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve vatandaşlar  katıldı.    


Basın İlan Kurumu'ndan yazılı açıklama
Basın İlan Kurumu, AYM kararına ilişkin kamuoyuna açıklama yaptı. A+A-   Basın İlan Kurumu, AYM kararına ilişkin kamuoyuna açıklama yaptı. Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) 10 Mart 2022 tarihinde oy çokluğu ile aldığı 2016/5903 başvuru numaralı kararı, Resmi Gazete’nin 10 Ağustos 2022 tarih ve 31919 sayılı nüshasında yayımlanmıştır. Kurumumuzca, gerekçesiyle birlikte bugün öğrenilen AYM kararına ilişkin; kamuoyunun bilgilendirilmesi adına aşağıdaki açıklamanın yapılmasına gerek duyulmuştur. En başta vurgulamak isteriz ki, 02 Ocak 1961 tarih ve 195 sayılı Basın İlan Kurumu Teşkiline Dair Kanunun “Müeyyide” başlıklı 49. maddesi, bugüne kadar hiç değişmemiştir. Genel Kurulumuz, söz konusu maddeye dayanarak 1961, 1964, 1994 ve 2022 yıllarında Basın Ahlak Esaslarını belirlemiştir. Bütün bu mevzuat hükümleri birçok mahkeme kararında hukuki kaynak olarak kabul edilmiştir. Hatta AYM’nin 2016/5653, 2016/73997 ve 2017/30597 başvuru numaralı kararlarında, anılan kanun hükmünün kanunilik ölçütünü karşıladığı açıkça vurgulanmıştır. Bu tespitin ardından Anayasa Mahkemesi, basın ahlak esasları ile ilgili olarak kendisine yapılan başvuruları münferit olarak ele almış ve müeyyide kararının ölçülülük ilkesine uygun olup olmadığını esastan incelemiştir. Ancak bu son kararıyla AYM, 195 sayılı Kanunun 49. maddesinde yapısal bir sorun tespit ederek, önceki görüşünden ayrılmış ve anılan kanun hükmünün temel hak ve hürriyetlerin sınırlanmasında kanunilik unsurunu taşımadığı sonucuna varmıştır. Bugün, AYM’nin görüş değişikliği içeren bu kararı, kanun maddesinin iptali kararı değildir. AYM, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) ilgili kanun maddesi hükmünün; kararda bahsi geçen dengeleme ölçütleri göz önüne alınarak yeniden düzenlenmesini önermektedir. Önemle belirtmek isteriz ki, AYM kararında, kişilik haklarına saldırı mahiyetinde olan ve eleştiri sınırlarını aşan ve/veya kanunlarında yaptırıma bağlanan suç kapsamında yer alan haberlerin, yaptırıma tabi tutulmasının hukuk devletinin bir gereği olduğu ifade edilmektedir. Kararda, basının niteliklerini artırma ve basının özellikle ekonomik özgürlüğünün tesisini sağlama gayesiyle kurulan bir kuruma, müeyyide uygulama yetkisinin verilebileceği hükme bağlanmaktadır. Dolayısıyla AYM, Basın İlan Kurumu’nun müeyyide uygulama yetkisinin bulunduğunu açıkça ifade etmektedir. Olağanüstü gündemle toplanan ve AYM’nin kararını bu çerçevede değerlendiren Yönetim Kurulumuz, TBMM tarafından 195 sayılı Kanunun 49. maddesinde değişiklik yapılana kadar Basın Ahlak Esasları kapsamında yapılan başvuruları toplantı gündemine almamaya karar vermiştir.   Kamuoyuna saygıyla duyurulur." Kaynak: Basın İlan Kurumu'ndan yazılı açıklama

 
  Cami-i Kebir Mah.
 Latif Topçu Sok.No:3/A
 Zile/Tokat
 
  Tel/Fax : 0356 317 9766
 E-posta : ozhabergazetesi@hotmail.com
 bilgi@gazeteozhaber.com
Ziyaretçi Sayısı
2066372
Web Tasarım Vur@l Yazılım